Brezilyalı yazar, influencer ve dijital pazarlamacı Edson Brandao, 59 yaşına girmesine rağmen gerçek yaşından yaklaşık 30 yıl daha genç göründüğünü iddia ediyor. Sık sık estetik yaptırmakla suçlansa da botoks, dolgu ya da plastik cerrahiye hiç başvurmadığını özellikle vurguluyor. Genç görünümünün sırrını “istikrar” olarak tanımlayan Brandao, bu sonucu yıllardır sürdürdüğü günlük alışkanlıklara bağlıyor. Sağlığa bakış açısının 40 yaşından sonra tamamen değiştiğini, yaşlanmanın ani değil, zamanla biriken davranışların sonucu olduğunu söylüyor.
Brandao’nun yaşamının merkezinde düzenli egzersiz yer alıyor. Her gün spor salonuna giden Brandao, ağırlık antrenmanlarını kardiyo ile birlikte yapıyor. Ağırlık çalışmasının vücudu diri tuttuğunu, duruşu güçlendirdiğini ve enerjiyi artırdığını; kardiyonun ise kalp sağlığı ve zihinsel berraklık sağladığını belirtiyor. Ona göre önemli olan aşırıya kaçmak değil, süreklilik.
Beslenmenin genç görünümde belirleyici olduğuna inanan Brandao, özellikle 9 tür gıdadan bilinçli olarak uzak duruyor: beyaz ekmek, şekerli kahvaltılık gevrekler, kızartmalar, fast food ürünleri, işlenmiş peynirler, şekerlemeler, çikolata, şekerli içecekler ve aşırı işlenmiş atıştırmalıklar. Bu gıdaların enerjiyi düşürdüğünü ve yaşlanma sürecini hızlandırdığını savunuyor. Buna karşılık beslenmesinde avokado, papaya, incir, çilek, böğürtlen, portakal ve ejder meyvesi gibi meyvelere sıkça yer veriyor. Sarımsağı iltihapla mücadele için, yaban mersinini beyin sağlığı için, somonu kalp sağlığı için, zerdeçalı hücreleri korumak için ve çiğ balı bağışıklık için tükettiğini ifade ediyor. Ayrıca yumurta, baklagiller, ıspanak, zeytinyağı, badem ve yoğurt da beslenmesinin temel parçaları arasında.
Cilt bakımında da doğal ve sade yöntemleri tercih eden Brandao, her gün yüzüne donmuş salatalık uyguladığını; bunun şişkinliği azalttığını ve cildi canlandırdığını söylüyor. Yeterli su tüketmeye, düzenli protein almaya ve yüzünde kırışıklık oluşmasını azaltmak için sırt üstü uyumaya özen gösteriyor. Stresin yaşlanmayı hızlandıran en önemli etkenlerden biri olduğunu belirten Brandao, stres yönetimi için her gün günlük tuttuğunu ve şükretme alışkanlığı edindiğini dile getiriyor.
Ayrıca sabahları zencefil tüketmeyi hiç aksatmadığını; bunun enerji verdiğini, zihinsel berraklığı artırdığını ve sindirimi desteklediğini söylüyor. Brandao’ya göre mesele genç görünmek değil, her yaşta güçlü, enerjik ve özgüvenli hissetmek. Ona göre insanın geleceğini belirleyen doğum tarihi değil, her gün tekrar edilen alışkanlıklar.
Bir başka haber şöyle:
Güney Afrika’da yaşayan Johanna Mazibuko, 128 yaşında hayatını kaybederek dünyanın en yaşlı insanlarından biri olarak kayıtlara geçti. 1894 yılında, 12 çocuklu bir ailenin en büyük evladı olarak dünyaya gelen Mazibuko, hayatının büyük bölümünü çiftlikte geçirdi. Doğayla iç içe, işlenmiş gıdalardan uzak bir yaşam süren Mazibuko’nun; açık havada çalışması, fiziksel olarak aktif kalması ve kendi yetiştirdikleri doğal ürünlerle beslenmesi, vücut direncini korumasında önemli rol oynadı.
Uzun ömrünün arkasındaki en dikkat çekici unsur ise çocukluğundan itibaren sürdürdüğü sade beslenme alışkanlığı oldu. Mazibuko’nun yıllar boyunca sofrasından eksik etmediği iki temel gıdanın taze süt ve doğal ortamda yetişen ıspanak olduğu ifade ediliyor. Bu iki besinin kemik sağlığını desteklediği, sindirim sistemini güçlendirdiği ve içerdiği vitamin-mineral zenginliği sayesinde vücudun genel dayanıklılığını artırdığı belirtiliyor.
Mazibuko, sağlıklı ve uzun yaşamı yalnızca beslenmeye bağlamıyordu. Güçlü aile bağları, huzurlu bir yaşam ve stresten uzak durmanın da en az beslenme kadar önemli olduğuna inanıyordu. Yedi çocuk sahibi olan Mazibuko, geniş ailesiyle birlikte yaşadı; onlarca torununu ve torununun çocuklarını görecek kadar uzun bir ömür sürdü. Ona göre sevgi dolu bir çevrede yaşamak, sakin bir hayat sürmek ve doğayla uyum içinde olmak sağlıklı bir ömrün temel taşlarıydı.