İktisat - Ekonomi kategorisinde tarafından

Sizce açıklanan enflasyonun rakamları gerçeği yansıtıyor mu?

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.

32 Cevaplar

tarafından

M.Muradoğlu 10 Mayıs 2026'da durumu net olarak yazmış: 

https://www.nefes.com.tr/yazarlar/murat-muratoglu/11-yilda-harcanan-8-kullan-at-baskan-123950

11 yılda harcanan 8 “Kullan-At” başkan

 Yine TÜİK başkanı değişti. Gidenin zaten hiçbir güvenilirliği yoktu ama 2015 yılından bugüne, yani 11 yılda TÜİK koltuğuna tam 8 farklı isim oturdu.

Ülkenin sayısını sayan kurumun, belli ki kendi sayısıyla derdi var. Bu isimler mi çok beceriksiz, yoksa istenen “Matematiği” bir türlü tutturamıyorlar mı?

***

“Canım ne var bunda, devlet memuru atanır da alınır da” diyen varsa, o iş öyle olmuyor işte… 2018 öncesinde bir TÜİK Başkanı 5 yıllığına atanırdı.

Neden? İstatistik dediğin şey, siyasetçinin keyfine göre değişmez. Bilimsel özerklik budur. Hatta kanun diyordu ki; “Görev süresi dolmadan görevine son verilemez.”

***

Peki, 2018’de ne oldu? KHK ile o koruma maddeleri çöpe atıldı. TÜİK Başkanı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “Üst kademe yönetici” statüsüne, yani bir nevi “Emir eri” pozisyonuna indirildi.

Cumhurbaşkanı’na “Canım istediği, keyfimi kaçırdığın an hiçbir gerekçe göstermeden seni görevden alabilirim” yetkisi verildi. Aslında yetkiyi de kendine kendi verdi!

***

Elin oğlu ki bunların arasında Eurostat, BM, Uluslararası İstatistik Enstitüsü da var, boşuna mı “Bu atama usulleri şeffaf değil, güven zedeleniyor” diye bas bas bağırıyor?

Sahi neden yapıldı bu son değişim? Yıllık enflasyon bir anda yüzde 32 küsura zıplayınca, birilerinin canı sıkılmış olacak ki; Mehmet Şimşek’in dezenflasyon programına “Nazar değmesin” diye bence…

***

Eski başkan da muhtemelen başına geleceği biliyordu ama bu sefer mızrak çuvala sığmadı… Bir yerde “Yeter lan!” dedi, gerçek enflasyonu millete gösterdi. Peki ya yıllarca kul hakkına girmesi? Affedilemez!

Bu yaşananlar “Yönetim tercihi” falan değil, bu tam manasıyla bir sistemsizlik… Bir ülkede verinin namusu, o veriyi toplayan kurumun bağımsızlığına emanettir.

*

Eğer siz istatistik kurumunu, “İstediğim rakamı vermezsen gidersin” denilen bir şubeye dönüştürürseniz…

Merkez Bankası yanlış veriyle faiz belirler, bugün olduğu gibi çuvallar… Yabancı yatırımcı “Burada rakamlar bile şaibeli” der, parasını alır kaçar. Memur, emekli ve çalışanlar masadaki sahte rakam yüzünden sofrasındaki ekmeğinden olur.

***

Şu an TÜİK’in hali, bozuk bir teraziyle ticaret yapmaya çalışan tüccarın haline benziyor. Terazi yanlış tartıyor, ama biz tartıyı düzelteceğimize, “Bu ağırlığı beğenmedim” deyip terazinin başındaki adamı değiştiriyoruz. Terazi aynı terazi, kefe aynı kefe!

Yeni Başkan Gelir İdaresi’nden Mehmet Arabacı… Umudum var mı? Valla kimsenin işini görmeden yargılayamam… Dürüst olursa fazla oturamaz o koltukta… Bunu bilir bunu söylerim…

tarafından

Nas ekonomisi dönemindeki vahşi yağma düzeni olsun, sınırsız para basma ile oluşan soygun sistemi olsun, kamu kaynaklarının "siyaset tercihi" adı altında komisyon karşılığı peşkeş sistemi olsun, düşünme kabiliyetini kaybetmişlerin oyuna muhtaç olunduğunda enflasyon mühendisliği yaratıcılığını gerektirir. Kendini uyanık zannedenler ve gerçekte bir köleden başka bir şey olmadığının farkında olmayıp ninni dinleyerek uyumak isteyenlere masal okumak, ağızlara sakız vermek için istatistik kalpazanlığı şarttır. Bunlar yetmezse dozaj ayarlanır. Beyinlere, 99 kanalı aslında tek kanal olan ve halkın parasıyla satın alınmış borazan medya ile enjekte edilirken bayrak, ezan, kuran, Allah vb. dini ve milli sembollerle hipnozlamalar ihmal edilmezse bir asır daha iktidar garanti... Satılmış muhalefet partileri, satılmış sendikaları, satılmış üniversiteleri ile bir ülke toptan dibe vurduğunda ses bile gelmeyecektir.

tarafından
Türkiye şu anda OECD ülkelerin tamamından daha fazla hayat pahalılığı yaşıyor. Yani tamamı %30'larda, biz tek başımıza %30'lardayız. Rakamlara bakın. En yakın ülkenin 10 katı artmış konut fiyatı. Gıda enflasyonu en yakın ülkenin 10 katı kadar. Bütün ülkelerin dünyadaki en yüksek konut artışı bizde. Dünyadaki en yüksek gıda enflasyonu bizde. OECD ülkeler arasında en yüksek enflasyon bizde. O ülkeler arasındaki en yüksek faiz bizde. Bizi kemiriyor. Ekonomimiz içeriden çökertiliyor ve bu tablolara yansıyor. Türkiye son 20-30 yıldır dolar bazında en yüksek et fiyatına sahip şu anda. Yani daha önce dolar bazında böyle bir fiyat görmemişiz. Et fiyatları ya patlıcan desen, soğan desen, patates desen öyle bir tablo var ki bu işte asıl tehdit bu. Buna sebep olan rejim, yönetim, parti devleti olmak, siyasetin boğazını tıkamak, hukuku ortadan kaldırmak, hukuk devletini zedelemek. Bütün bunların sonucu o kira tablosu. Bütün bunların sonucu eti pahalı yemek. Bütün bunların sonucu dünyadaki en yüksek hayat pahalılığı. Peki bunu indirecek bir işaret, bir mekanizma görünüyor mu? Hayır. Tek adam rejiminden vazgeçilmediği müddetçe buradan çıkamayacaklar. Peki tek adam rejiminden vazgeçiyorlar mı? Geçmiyorlar. Peki Netenyahu tehdidiyle tek adam liderini güçlendiriyor mu? Güçlendiriyor. Aslında neyi güçlendirmiş oluyor? Tek adam rejimini. Peki tek adam rejimini güçlendirince bizim ekonomimizin yıkımını biraz daha hızlandırmış oluyor mu? Oluyor. Bak ne kadar birbiriyle bağlantılı değil mi? denklem net bir şekilde ortaya çıkıyor ve dert etmiyorlar. Bunun sebebini araştırmıyorlar. Mesela şunu demiyorlar arkadaş. Nasıl olabilir? Biz dünyadaki en yüksek konut artışına sahibiz. Nasıl olabilir? Bunun sebebi nedir diye merak etmiyorsan bu bir sorun. Sebebini bilip o sebebi ortadan kaldırmıyorsan bu ikinci sorun. O zaman biz burada başka bir şey arayacağız. Siz burada başka bir niyetle hareket ediyorsunuz. Bilinçli bir yıkım yapıyorsunuz. Bilinçli bir İran'dan sonra Türkiye'yi yem etme politikası izliyorsunuz. Ancak bunu söyleyebiliriz. Çünkü akıl var, mantık var. Bir insan durup da ya arkadaş biz 2023 yılından beri dünyada en yüksek enflasyon bizde. Bu niye inmiyor? Kafa yorup çözüm geliştirmiyorsa o zaman bilinçli yapıyor. Niye en büyük gıda enflasyonu bizde? Niye en pahalı eti biz yiyoruz? Niye en yüksek kira artışı bizde? Ya kira artışı basit bir şey. Çok barınma. Hayatın en aşağı standardı. Öyle lüks bir şey değil. Barınma basit. Orada bile sen yüksek, en listenin herkesin 10 katıysan bir dur düşün. Bir dur düşün.
tarafından

Enflasyon rakamları yoluyla emekliye gidecek trilyonlarca liralık kaynak daha fazla arzu edilen yerlere ödenmeye devam edilecek... Ama keşke yalan sadece bu konuyla sınırlı kalsaydı. Enflasyon rakamları uçsuz bucaksız yalan ve aldatma okyanusunda birer damladır. Konu hakkında kibarca "illüzyon" kelimesini kullanan uzmanlar bu okyanustan bazı fotoğraflar sunabilmişler: Servet Yıldırım, Mahfi Eğilmez'in İllüzyon rehberini genişletmiş: https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/genisletilmis-illuzyon-rehberi/886995

Genişletilmiş illüzyon rehberi

Buradaki illüzyonların neredeyse tamamına, ekonomi tarihimizin çeşitli dönemlerinde yakından tanık olduk. Mahfi Eğilmez’in de ifade ettiği gibi, “İllüzyonlar her zaman çekicidir. İnsanı şaşırtır, hatta hayran bırakır; ta ki arkasındaki gerçek ortaya çıkana kadar.”

      Fransızca kökenli bir kelime olan illüzyon, aslında var olan bir şeyin beynimiz tarafından yanlış ya da farklı algılanmasıdır. Yani gözümüz ya da diğer duyularımız bir şeyi görür ve hisseder; ancak zihnimiz onu gerçekte olduğundan başka şekilde yorumlar. Ekonomide illüzyon ise insanların ekonomik gerçekleri doğru değerlendiremeyip yanıltıcı bir algıya kapılmasıdır.

Geçen hafta Mahfi Eğilmez’in “Kendime Yazılar” blogunda “7 Maddede Ekonomide İllüzyon Rehberi” başlıklı bir makalesi yayımlandı. “Bugünün ekonomisini anlamak için yedi basit illüzyonu anlamak yeterli olabilir” diyor ve ardından bu illüzyonları tek tek sıralıyordu. Oldukça keyifli ve öğretici bir yazıydı. Yazıyı okuyunca aklıma başka illüzyonlar da geldi. Çünkü ekonomi tarihimizde illüzyonların çok örneğini gördük. Bunların illüzyon olduklarını sonradan anladık.

Bunlara geçmeden önce, Mahfi Eğilmez’in sıraladığı illüzyonları kısaca hatırlayalım:

Bir: Enflasyonu yüksek tutarken faizi de yukarıda bırakırsın. Sıcak para gelir, döviz kuru baskılanır.
Sonuç: Ekonomi dolar cinsinden olduğundan büyük görünür. Kağıt üzerinde büyür, dünya sıralamasında yükselirmiş gibi yaparsın.

İki: Sığınmacıların üretimini milli gelire eklersin ama onları nüfusa katmazsın.
Sonuç: Kişi başına gelir bir anda artar. Kimse zenginleşmez ama herkes zenginleşmiş gibi görünür.

Üç: İşgücü tanımını daraltır, işgücüne dahil olmayanları genişletirsin.
Sonuç: İşsizlik oranı olması gerekenden düşük çıkar. İş bulunmaz ama işsizlik sorunu yokmuş gibi görünür.

Dört: Dış borcu, kimden alındığına göre değil, kimin elinde tuttuğuna göre yazarsın. Üstelik nominal değeri değil, anlık piyasa fiyatını esas alırsın.
Sonuç: Dış borç azalıyor görünür. Oysa değişen sadece yöntemdir.

Beş: Politika faizini sabit tutar, fonlamayı arka kapıdan yaparsın. Haftalık repo ihalesi yerine gecelik borç verme kanalını kullanırsın.
Sonuç: Politika faizi vitrindir, arka kapı faizi faturadır. Gerçek faiz yükselir ama ilan edilmiş politika faizi yerinde sayar. Artırmamış gibi yaparsın, artırmış olursun.

Altı: Yılın başında harcamayı kısar, vergiyi öne çekersin.
Sonuç: Bütçe açığı düşük görünür, hatta fazla bile verilebilir. Takvimle oynarsın, tablo düzelmiş gibi görünür.

Yedi: Enflasyon sepetini güncellersin. Konut, kira ve aidatlar hızla artarken bunların sepetteki ağırlıklarını düşürürsün.
Sonuç: Enflasyon gerilemiş görünür. Hayat pahalılaşır, ama rakamlar sakinleşir.

 Başka illüzyonlar da var

Ve işte Mahfi Eğilmez'in listesine benim eklediğim diğer bazı illüzyonlar:

Sekiz: Yüksek enflasyon ortamında kuru açık ve örtük müdahalelerle yatay tutarsın.
Sonuç: Birinci maddede olduğu gibi yerli para reel olarak aşırı değerlenir. İthalat ucuz, tüketim canlı görünür; ancak rekabet gücü zayıflar, cari açık büyür.

Dokuz: Kamu bankaları veya teşviklerle kredi genişlemesi hızlandırılır.
Sonuç: Büyüme hızlanır, satışlar artar. Oysa aslında geleceğin talebi öne çekilmiştir. Sonrasında genellikle sert bir yavaşlama yaşanır.

On: Swap ve emanet dövizlerle brüt rezervler yüksek gösterilir.
Sonuç: “Merkez Bankası rezervleri güçlü” algısı oluşur. Oysa net rezerv zayıftır; kriz anında kullanılabilir alan sınırlıdır.

On bir: Hazine garantili projeler, görev zararları ve bazı fonlar bütçe dışında tutulur.
Sonuç: Bütçe açığı düşük görünür. Ancak yük ortadan kalkmamış, yalnızca ertelenmiş ya da gizlenmiştir. Zamanla bütçeye yansır.

On iki: Gayrisafi yurt içi hasıla nominal olarak artar ama gelir dağılımı bozulur.
Sonuç: “Ekonomi büyüyor” denir. Oysa medyan gelir düşmüş, toplumun büyük kısmı fakirleşmiştir.

On üç: Enflasyon nedeniyle nominal vergi gelirleri artar.
Sonuç: “Ekonomi güçlü, gelirler artıyor” algısı oluşur. Oysa vergi tabanı aynı kalmış, hatta daralmış olabilir.

On dört: Kur düşük tutulunca dolar cinsinden kişi başına gelir artar.
Sonuç: Reel verimlilik artmadan zenginleşmiş gibi görünür; ancak baskılanan kur serbest kaldığında bu kez fakirleşme hissi ortaya çıkar.

Yukarıda sıralanan illüzyonların neredeyse tamamına, ekonomi tarihimizin çeşitli dönemlerinde yakından tanık olduk. Mahfi Eğilmez’in de ifade ettiği gibi, “İllüzyonlar her zaman çekicidir. İnsanı şaşırtır, hatta hayran bırakır; ta ki arkasındaki gerçek ortaya çıkana kadar.”

Elbette bu tür illüzyonların bir de ertelenmiş maliyeti vardır. Ve o bedel, er ya da geç, toplumun tüm kesimleri tarafından farklı şekillerde ödenir.

tarafından

Ozan Bingöl’ün analizine göre Türkiye’de enflasyon yalnızca fiyatların artışı değil; ekonomik, sosyal, hukuki ve ahlaki çözülmenin bir yansımasıdır. Uzun süreli yüksek enflasyon, yapısal reformların ertelendiğini, gelir dağılımının bozulduğunu ve toplumsal güvenin zedelendiğini gösterir.

Enflasyonun Boyutları

1. Vergi Adaleti Sorunu

  • Enflasyon gizli bir vergi gibi çalışır; sabit gelirliyi yoksullaştırır.

  • Vergi dilimleri enflasyon oranında güncellenmediği için ücretliler yılın başında üst dilime girer.

  • Dolaylı vergiler (KDV, ÖTV) sürekli artar; maaş erirken vergi yükü katlanır.

  • Örnek: 2000’de gelir vergisi ilk dilim asgari ücretin 21 katına denk gelirken, 2026’da sadece 5.8 katına düşmüştür.

2. Gelir Adaleti Sorunu

  • Enflasyon, yoksuldan zengine doğru servet transferi yaratır.

  • Sabit gelirlinin alım gücü hızla erirken, varlık sahipleri servet etkisiyle güçlenir.

  • TÜİK verilerine göre en düşük gelirli %5 ile en yüksek gelirli %5 arasındaki fark 22,8 kat.

  • Asgari ücret ve emekli maaşları birkaç ay içinde binlerce lira değer kaybetmiştir.

3. Ahlaki Yozlaşma Sorunu

  • Fiyat davranışları bozulur, “fiyat çıpası” kaybolur.

  • Dürüst esnaf ile fırsatçı arasındaki çizgi silikleşir.

  • “Hak” kavramı yerine “ne koparırsam kârdır” anlayışı hâkim olur.

4. Kamu Maliyesi ve Faiz Yükü

  • Enflasyona endeksli borçlanma araçları bütçeye devasa faiz yükü getirir.

  • Garanti ödemeleri ve faiz harcamaları hızla artar.

  • Örnek: 2024’te 1,27 trilyon TL olan faiz ödemesi, 2028’de 3,34 trilyon TL’ye çıkacaktır.

Enflasyonun Çok Katmanlı Sorunları

  • Güven sorunu

  • Yapısal reform eksikliği

  • Gelir dağılımı adaletsizliği

  • Para politikası kredibilitesi sorunu

  • Kur bağımlılığı

  • Enerji ve tarım arzı sorunları

  • Kamu maliyesi disiplini zayıflığı

  • Verimlilik ve üretim yapısı bozukluğu

  • Tasarruf açığı

  • Finansal dolarizasyon

  • Hukuk güvenliği ve kurumsal kalite eksikliği

  • Fiyatlama davranışları bozulması

  • Küresel kırılganlık

  • Kötü ekonomi yönetimi

Sonuç ve Çözüm Önerileri

Enflasyon, ekonominin aynası ve toplumun psikolojisinin göstergesidir. Türkiye’de enflasyonu düşürmek yalnızca faiz artırımıyla mümkün değildir.

  • Hukukun tesisi

  • Vergi adaletinin sağlanması

  • Kurumsal güvenin yeniden inşası

  • Yapısal reformların hayata geçirilmesi

Bu adımlar olmadan enflasyon, hem vatandaşın cebini hem de devletin mali yapısını kemirmeye devam edecektir.

tarafından
Eski Arjantin Ticaret Bakanına hapis cezası! Neden biliyor musunuz? Enflasyon verilerini tahrif etmekten! Buenos Aires Federal Ceza Mahkemesi “kamu belgelerinde ideolojik sahtecilik” yaptığı gerekçesi ile eski bakan Moreno’yu 3 yıl hapse mahkum etti. Enflasyon rakamlarını tahrif edip kul hakkı yerken ve milleti kandırırken bir kez daha düşünün...

https://x.com/ComezTurhan/status/1821471981532778998

https://www.batimes.com.ar/news/argentina/indec-case-guillermo-moreno-sentenced-to-3-years-imprisonment-and-6-year-disqualification-from-public-office.phtml

Darısı “Ha %45 ha %75 ne fark eder, vatandaşın hissettiği de zaten psikolojik” diyenlerin, bir litre zeytinyağının bir kilo zeytinden daha düşük fiyatla açıklayan, 34 liraya uzman doktora muayene olunduğunu hesaplarında kullananların başına!
tarafından
Şoyle bir özdeyiş geliştirilebilir: "Anneme istatistik kurumunda çalıştığımı söylemeyin, o beni kerhanede çalışıyor sanıyor."

Zahmet edip elektrik, sigara ve akaryakıt zammını Temmuz ayına erteleme vicdansızlığına aslında hiç gerek yoktu. Kalem oyunları her dam hazır.

Halkın tiyatroya verecek parası olmadığını bildiklerinden bedava ama vicdansız bir tiyatro... Birisi sanki enflasyonu ölçermiş gibi yapıyor. Öbürü de bu itibarlı rakam üzerinden maaş zammı yapıyor. Hatta, o olması gerekenin yarısı kadar artışı bile Temmuz ayında yapmanın çok büyük lüks olduğuna inanıyor. Yüksek ekonomik büyümeden söz ederken refah artışı payı ise akılların ucundan bile geçmiyor.

Ve bu rezalet tablosunda bu kadar sendika bu kadar muhalefet partisi gökkubbeyi yere indirmiyor.

Halkın bir kısmı da fakirleşmekten son derece mutlu olduğundan değil, ama iflas edildiğini anlayamadığından, anlayamadığı bu iflasın vergi ve zamlarla nasıl kendisine ödetileceğini kavrayamadığından, zalimin adının değişmesi ile  zulmün bitmeyeceğine inandığından zulmün devamına destek verdi.

Vatandaşı yanıltıcı bilgiyi üretmek ve yaymak suçtur. Piyasa manipülasyonudur. Bakan, sahtekarlığı anlamayacak beyinsizlikte biri olsa kişisel kariyerini elde edemezdi. Maksat, maaş ve ücretlere az artış vererek fakirleştirip talebi baskılayıp enflasyonu düşürmek. Bu arada yağmalanan bütçe de yamanmış olur. Bu resmi kurumlar kullanılarak yapılır. Yıllardır yapıldı da sonuç vermedi. Ama önemli olan seçim kazanmak. Kazandı mı? Evet. Öyleyse ne olursa olsun.
tarafından
DİSK ciddi bir hukuki mücadele ile TÜİK'i verileri açıklamaya mahkum ettirdi. Mevki, makam ve para için kul hakkı, insanlık haysiyeti, tüyü bitmemiş yetim hakkı, İslam, ahret azabı, mahşer gibi mevzuların kaygısı devre dışı kalınca sırtını dayadığın şirk tanrısına ibadet sammimiyyeti bu dünyada pekçok şeyi yaptıracak gücü sağlıyor. Mahkemeyi kübrayı tanımıyorum bu dünyadaki mahkemeyi de kanunu da tanımam, dümdüz giderim diyebilme yiğitliği kapasitesi elde edilebiliyor.

Benim sormak istediğim şu: Sonuçsuz da kalsa bir mücadele verildi. Diğer sendikalar necaset renginde değillerse neden ayrıca bu tarz bir gayret sarfetmediler?
tarafından

TÜİK bile bağış ve yardımla ayakta durmuş

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılara rağmen pembe tablo çizmekle suçlanan Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2022 yılında aldığı bağışlar ve yardımlarla ayakta durabildiği ortaya çıktı. Asgari ücretten, tüketim malzemelerine, kira artışından maaşların belirlenmesine, vergi artışlarından trafik cezalarına kadar her türlü ekonomik verinin belirlenmesinde istatistikleri göz önünde bulundurulan TÜİK’in kendi hazırladığı verilerin aksine ekonomik sıkıntı yaşadığı belgelendi.

2021’DE TABLODA YOKTU: Sayıştay Denetçi Raporlarına göre, TÜİK bütçe gelir gerçekleşme tablosunda ‘Alınan bağış ve yardımlar' bölümü yer aldı. Önceki yıllarda tabloda yer almayan 04 Kod başlığı altında 882 milyon 661 bin lira bağış ve yardım alan TÜİK'in harcamalarının önceki yıllara göre iki kat arttığı da raporda yer aldı.

GELİRİN YÜZDE 95.5'İ BAĞIŞ: Sayıştay raporuna göre 2021 yılında TÜİK'in gelirlerinin yüzde 73'ünü vergi gelirleri oluştururken, 2022 yılında ise gelirin yüzde 95.5'ni alınan bağış ve yardımlar oluşturdu.  Enflasyonu düşük göstermekle suçlanan TÜİK'in mal alımları 44 milyondan %209 artışla 92 milyona; sermaye giderleri ise 31 milyondan %312 artışla 97 milyon TL'ye çıktı. Oysa TÜFE'deki değişim 2022 yılı Aralık ayında  bir önceki yılın Aralık ayına göre %64,27 olarak gerçekleştiği ilan edilmişti.

 BAĞIŞLARIN KAYNAĞI BELİRTİLMEDİ: Sayıştay denetçilerinin “2022 yılı bütçe gelir ve gider gerçekleşmelerinin incelenmesi sonucunda; toplam 895 milyon 537 bin 330 TL olan bütçe gelirinin yüzde 98.5'inin alınan bağış ve yardımlar ile özel gelirden oluştuğu” ifadeleriyle kayıt altına aldığı ‘bağış ve yardımların' kimler tarafından ve ne amaçla yapıldığı ise belirtilmedi.

https://www.sozcu.com.tr/2023/gundem/tuik-bile-bagis-ve-yardimla-ayakta-durmus-7872411

Bağış çok sayıda çalışanı olan şirketlerden ve kurumlardan geldiyse şaşırmam.

tarafından
Haziran 2023'te İstanbul Ticarete Odasına göre 12 aylık giyim enflasyonu %80,9, KKTC'de 82,12, TÜİK'e göre %21. Burada ağır cezalık bir durum olmalı; savcılar dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik, kamu görevini yerine getirmeme konularında re'sen soruşturma başlatmalı. Yoksa da o ağır ceza kanunu çok eksiktir; derhal meclis toplanarak bu konuda yasa çıkarmalı... Muhalefete dahil çok farklı partilerden 287 milletvekili biraraya gelip ortak imza ile kurumun denetimini sağlamalı, yasa çıkarmak için birlikte hareket etmeli, başaramasa bile çok ciddi şekilde gürültü çıkarmalı, yeri yerinden oynatmak derecesinde demokratik eylemlerde bulunmalı... Hırsızlığa veya kul hakkının çalınmasına rıza göstermek, çalan kim ve hangi kurum olursa olsun, ayrıca bir suçtur. İşini kasdi olarak yanlış yapan ne kadar suçluysa, onu kanıksayan, normal kabul eden, hoş gören savcı, hakim, milletvekili ondan bin kat daha suçludur.

https://twitter.com/ali_hakan_kara/status/1676558832678367233?ref_src=twsrc%5Egoogle%7Ctwcamp%5Eserp%7Ctwgr%5Etweet
...