İktisat - Ekonomi kategorisinde tarafından
Enflasyon, paranın satın alma gücünün yok edilmesi, insanlık tarihinde icat edilmiş en büyük hırsızlık türlerinden biridir. Bir suçu bir şahsın işlemesi neyse kurumların işlemesi de odur, hatta daha fazlasıdır. Çünkü organize suçun cezası daha ağırdır. Oluşan fazlalık istense de adil bir şekilde sahiplerine geri iade edilemez. Kayıp asla telafi edilemez. Dünyada enflasyonsuz bir ülke bulunmasa da oldukça kısa bir zamanda bu çapta bir enflasyona yol açan politikalar, “istemeden, kazaen, gayri ihtiyarı, kasıtsız” gösterildi diye hoş görülebilir mi? Kaldı ki enflasyonist politikalar izlenmeden enflasyon sadece dünya ortalaması kadar olur. Para arzını durmaksızın artıracak şekilde enflasyonun kat kat altında maliyetlerle kredi kullandırmak şuursuz olamaz. Bazı şirketleri yaşatmaya çalışma gayreti "herkes iş bulabilsin" makyajıyla sunulur, ama maliyeti bütün halk  öder. Demokrasinin olduğu yerde enflasyon (vatandaşa bildirmeden cebinden alıp vergilendirmek) olmaz. Enflasyonu düşürecek her türlü adım ekonomiyi ve ülkeyi kurtarır.

Birkaç liralık bir hırsızlık adli bir mevzu iken 85 milyon insanın para serveti üzerine çarpı işaret konulması sadece siyasetin mi alanındadır? “Seçimlerde yöneticilere oy vermezsin olur biter.” denilerek geçiştirilecek bir durum mudur? İnsanların anası ağlayarak kazandığı parasının değerini ve geleceğe dair umutlarını yok edeceksin, hayallerini yerle bir edeceksin sonra “Oldu da bitti maşallah, bundan sonraki maçlara bakalım. Enflasyonu düşüreceğiz.” diyeceksin. Devasa bir enflasyon yaşandıysa, paranın değeri çakıldıysa, insanlar ağır bir kayba uğradıysa, milletçe fakirleşme gerçekleştiyse, yaşanan şoklar sırf bir yıl sonra 12 aylık rakamdan çıktığı için bütün mesele çözülmüş mü olacak?

Farklı tarihlerde bazı maddeleri değişikliğe uğrasa da 14/1/1970 tarihinde kabul edilen 1211 nolu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (MB) Kanununda temel görev ve yetkilerin anlatıldığı Madde 4 şunu söyler: “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. “Para Politikası Kurulu ile alakalı Madde 22/A’da Para Politikası Kurulu görevleri sayılırken en başta “a) Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin belirlenmesi.” ifade edilir.

Yürürlükteki kanun değişmediği müddetçe MB’nın görevi fiyat istikrarıdır. 2021 yılında uygulanan para politikası ile hedeflenen enflasyon seviyesi olan %5’in 7 katını aşan bir TÜFE (%36.08) gerçekleşmiştir ve 2022’de de yükselmeye devam etmektedir. MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve Para Piyasası Kurulu üyelerinin; 1211 sayılı Kanunun 4. maddesindeki “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak” görevini yerine getiremediğine dair kamuoyu kanaati kuvvetlenmiştir. MB yöneticilerinin değiştirilmesi yeterli değildir, yargılanmalıdırlar. Kendi ilmi birikim ve muhakemeleri ile bu kararları almış olabilirler. Bu durumda enflasyon veri, eğilim ve beklentilerinin yükseldiği bir dönemde, M1 para arzı gibi göstergeler bir yılda %80 artarken, MB borç verme faizinin düşürülmesi suretiyle enflasyon mücadelesinin başarıldığına dair teorilerini, dünyada yaşanmış pratik örneklerini, kanıtlarını ve akademik çalışmaları bütün detayları ile mahkemeye sunabilirler. İktisat profesörlerinden oluşan bir bilirkişi heyeti de yapılanları isabetli bulursa aklanmış olurlar.

“Emir uygulandı” denirse, bu MB bağımsızlığına uygun değildir. Alakalı kanunun 4. maddesinde “Banka, bu Kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır.” denmektedir. Bağımsızlık olmasaydı bile fiyat istikrarına aykırı bir uygulamayı reddetmeleri gerekirdi. Kanunsuz emirlere itaat edilmemesi hukukun üstünlüğünün gereğidir. Koruması gereken masum halka ateş açılması emri ile karşılaşan asker, yangın söndürme işinde su yerine benzin kullanılması emredilen itfaiye eri, “Ben emri uyguladım.” diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi? Milli bir faciaya yol açacak politikaların uygulanması baskısı karşısında vicdani muhakeme ya direnmeyi veya minnet borcu durumunda şerefli bir istifayı gerektirir. Kaldı ki, binanın 14. katından aşağı atlama emri gelseydi uygulayacak mıydınız? Kanunsuz emirle alakalı Anayasanın 137. Maddesi şöyledir:” – Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” “Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.” diyen sözü geçen maddenin 2. fıkrası ihlal edilmiştir.

Ağustos ayında enflasyon %19,25 seviyesindeydi. Eylül’de faiz indirimi başladı. Politika faizi Eylül’de %19'dan %18’e indirildi. Enflasyon%19,58 oldu. Ekim’de devam etti faiz indirimi, enflasyon %19,89 oldu. Kasım’da %21,31’e çıkan enflasyon, Aralık ayına gelindiğinde ise %36 oldu. İndirimler şimdilik Aralık ayında %14 ile tamamladı. TCMB yöneticilerinin karar ve eylemleri sonucu 31 Aralık 2020’de 7.4327 lira olan 1 ABD doları, Aralık 2021’de 18 lira seviyesine ulaştı ve 31 Aralık 2021’De 13.3530 oldu. Türk Lirasının değeri bir yılda neredeyse yarıya düştü. TCMB faiz düşürdükçe lira değer kaybetti. Yanlış politikaları başarılı olmuş gibi göstermek üzere zorlukla biriktirilmiş milyarlarca dolarlık rezerv satıldı. Kurlarda istikrarsızlık üretimi, iç ve dış ticareti durma noktasına getirirdi, yatırımları ve istihdamı olumsuz etkiledi, gelir dağılımının daha fazla bozulma yaratma riskini arttırdı. MB yöneticilerinin kendilerine kanunla verilen görevi ihmal etmeleriyle bütün millet devasa çapta bir zarara maruz bırakıldı.

Kamu Görevlilerinin Görevi Kötüye Kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. Maddesine göre şu şekildedir: “ (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

MB yöneticileri kanunda açıkça yazılmış asli görevlerini ihmal etmiş ve vazifelerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine neden olmuşlar mıdır? MB yöneticileri kamu görevlerinin tabi olduğu hukuk kurallarını, ekonomi biliminin gereklerini görevlerinin gereklerini göz ardı etmiş midir? Bunlar ortaya çıkmalıdır. Milli paranın değerini ve fiyat istikrarını korumayıp enflasyonu azdırdıkları iddiası ile yargılanmalıdırlar. Bu kamu görevlileri yerine getirmedikleri görevin ücret ve imtiyazlarından yararlanmaya devam etmek yerine yetkili yargı mercileri önüne çıkmalı, hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır.

Görevini ihmal eden ve görevinin gereklerine aykırı hareket eden bütün kamu görevlileri kanun önünde sıradan vatandaşla eşit hale getirilmeli, koşulsuz şartsız yargılanmalı ve haklarında müstahak oldukları karar verilmelidir. Bunun için yargının görevini doğrudan yapmasına mâni olan soruşturma izinleri şartının varlığının ortadan kaldırılması gerekir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve adaletin tesisi için yargı özgürleşmeli ve görevini kendiliğinden yapabilmelidir.

Tarihte Bir Uygulama:

13 Nisan 2001 tarihli haber:

“Başbakanlık açıklaması: ‘‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11 Nisan 2001 tarihli talebi üzerine dalgalı kura geçişten önceki günlerde önceden talepte bulunan bankalara yaklaşık 4 milyar doları eski kur üzerinden sattığı ve şahsi birikimini dolara çevirttiği iddiaları hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca 12 Nisan 2001 günü ön inceleme izni verilerek, konunun ön incelemesini yapmak üzere Başbakanlık müfettişlerinin görevlendirilmesi Sayın Başbakan tarafından onaylanmıştır.’’

Başbakanlık Teftiş Kurulu hazırlayacağı ön inceleme raporunu Başbakan Bülent Ecevit'e sunacak. 45 gün sonunda Ecevit, raporda sonuç ne olursa olsun (suçlu-suçsuz) soruşturma izni vermezse dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilecek. Yargıtay, Başbakan'ın soruşturma izni vermemesini yanlış bulursa Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz edecek. Son kararı Danıştay verecek. Başbakan soruşturma izni verirse dosya önce Gazi Erçel'e tebliğ edilecek. Erçel'in tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz etme hakkı bulunuyor. Danıştay en fazla üç ay içinde dosya hakkında kararını verecek. Erçel itiraz etmezse dosya doğrudan Yargıtay'a gönderilecek. MB Başkanı, Bakanlar Kurulu'nca atandığı için yargılamayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapacak.”

30 Aralık 2005: Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi, MB eski Başkanı Gazi Erçel'i, dalgalı kura geçildiği dönemde “görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis, 136 YTL adli para cezası ve 2 ay 27 gün memuriyetten yoksun kalma cezasına çarptırdı. Erçel'in cezası, bin 536 YTL adli para cezasına çevrildi.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.

9 Cevaplar

tarafından

Etrafına zarar verenlerde ağır suçluluk ve şerefini kaybetme duygusu ile intihar riski çok yüksek olabilir. Onlara karşı hassas davranmak gerekir. 

“Evet, bunları yapmamalıydım. Baskılara direnmeliydim. Bu kadar insana hayatı dar eden kararları alacak bir yerde iken gelişmelerin farkına varamadım. Çarşıya, sokağa, insan içine çıkınca görülen sel gibi gözyaşları, duyulan ağır hakaretler, oturaklı küfürler, yürekten koparak gelen nefret dolu bela okumalarının gerçek muhatabının ben olduğumu oldukça geç anladım. Açlık, yokluk, yoksulluk, sefalet, süte ve ete hasret çocuklar, gelişme çağında beslenme yetersizliği sebebiyle bodur kalan bir nesil, insanların para varlıklarının yok olması, işsizlik, aile kavgaları, geçimsizlik, hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, kavga, yaralama, öldürme, terör, anarşi, cinnet, alacak verecek anlaşmazlıkları, iş ahlakının bozulması, mahkemelik sayısız durum, devletin kurumlarına olan güven duygusunun zayıflaması, gelecekten ümitsiz halk yığınları, sosyal ve politik alanda çıkara dayalı ilişkiler, dayanışma ve yardımlaşma ruhunun yitirilmesi, insani ilişkilerde sadece paraya endeksli bir durum oluşması, güven ve saygının yok olması, para değerinin düşmesi nedeniyle geniş halk yığınlarının yoksullaşması… Bütün... Bütün bunların sebebi benmişim…” 

Bu duygu ve düşünceler kişiyi tehlikeli bir duruma getirebilir. Psikolojik olarak çökkün ruh haline bürünmüş bu bireylere daha sonraki yaşamlarında nasıl bir yol gösterebiliriz gibi sorulara cevap aramalı, bu süreci en az hasarla atlatması için yanında olmalıyız. Kendine zarar verme düşüncesi olan, ne yapması gerektiğini bilemediği için intihara yönelmiş, umudunu kaybetmiş, depresif duygu durumu içerisinde olanlar için neler yapabiliriz? 

1. İntihar edecek kişi intihardan bahsetmez düşüncesi tamamen yanlıştır. Mutlaka ciddiye almak gerekir.

2. Kişiye intiharla ilgili düşüncesini sormaktan korkulmamalı, bu; şeytanın aklına taş getirmek değildir. Kişiyle açıkça intiharı düşünüp düşünmediğini konuşun. Unutmayın sorunları konuşmak ve kabullenmek çözümün ilk adımıdır. İntiharı konuşmak kişiyi intihara sürüklemez, aksine konunun konuşulması bir rahatlama sağlar.

3. Depresyonda olan bir kişiyi mutlaka bir psikiyatriste veya psikoloğa gitmesi için cesaretlendirilmelidir. İntiharların en sık nedeni depresyondur.

4. Yoğun alkol ve uyuşturucu madde kullananlarda intiharın daha fazla görülür.

5. Daha önce intihar girişiminde bulunan kişiler tekrar intihardan söz ediyorsa mutlaka tedavi için teşvik edilmelidir.

6. İntihar etmeyi düşünen kişilerle tartışılmamalıdır. Kişiye her şeyin iyi olacağı konusunda vaatlerde bulunmayın, bütün bunların geçici olduğunu veya olayları yanlış değerlendirdiğini söylemeyin, tartışmaya girmeyin. Bunları yapmak kişiye suçlandığını hissettirebilir. Mutlaka profesyonel yardım alması sağlanmalıdır.

7. İntihar riski olan ancak o an derhal hekime götürülemeyecek kişiler muhakkak gözetim altında tutulmalıdır. Kişiyi, böyle zamanlarda yalnız bırakmamak gerekir.

8. Vasiyet yazan, intihar notu yazan veya ciddi vedalaşan kişilerde intihar riskinin fazla olduğu bilinmelidir.

9. İntihar edeceğini söyleyenlerin bu konuşması sır tutulmamalıdır, derhal yardım arayışına girilmelidir.

10. Kişiye içinde bulunduğu zor durumu anladığınızı söyleyin. Onunla görüşmek için vakit ayırın ve sadece onunla ilgileneceğiz, sakince konuşabileceğiniz bir ortam oluşturun.  Yaşadıkları karşısında ne kadar çaresiz hissettiğini ve o an için sorunların çözümsüz göründüğünü anladığınızı belirtin. İntihar düşüncesi olan kişiyle problemi konuşmak ve umut aşılamak bir tedavi merkezine ulaşana kadar yapılabilecek en iyi çabadır. 

İntihar etmeyi düşünen kişiye daha çok yardım yapmak, uyumlu bir kişi haline getirmek, kendisi ve sosyal çevresi ile barışık olması için çalışmak, bu hayatta değerli bir yerinin olduğunu ve işe yaradığını görmesini sağlamak düzelme için gereklidir. İntihar davranışının oluşumunda, bireyi hayata bağlayan veya uzaklaştıran etmenlerin en önemlisinin kişisel ve sosyal etmenler olduğu göz önüne alınarak insanların bu tür sorunları üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. 

Teşebbüs halinde böyle bir durumun olmasının en başlıca sebeplerinden biri bireyin iç dünyasını (belki yaptıklarının vereceği ağır bir şerefsizlik ve utanç duygusu yüzünden) karşı tarafa açamaması ve kafasında kurduğu olaylar zincirinin ruh halini etkilemesi sonucudur. Etrafındakilere düşen ilk görev birey ile bu süreci paylaşabilmek ve ona destek olabilmektir. Fakat yine de şahıs iç dünyasını açmak istemeyebilir, böyle bir durumda ise kesinlikle baskı yapmamalı, bu alandaki uzmanlardan mutlaka yardım alınmalıdır.

Gereken ilgi ve şefkat verilmeli fakat bu sınırı aşılmamalıdır. Karşımızdaki insanın böyle bir durumu kullanabilme durumunu göz önünde bulundurmalıyız. Bireyi bazen çevresindeki insanlardan bir süre uzaklaştırmak faydalı olabilir. Fakat bu aşamada yalnızlık hissine kapılmaması ve farklı anlamlar çıkarılmaması önemlidir. Gaye sadece kısa bir süreliğine zihin kargaşasının önlemektir. Silah veya ilaç gibi intiharı gerçekleştirebileceği şeylerden onu uzak tutun.

Etrafındaki kişiler daha anlayışlı olmaya ve kişinin bu süreci atlatabileceğini sadece bir desteğe ve zamana ihtiyacı olduğunu unutmayın. Problem aşılmış gibi görünse de hiç beklenmeyen bir anda tekrar ortaya çıkabilir. Tekrar normal bir insan haline gelebilmeleri, topluma kazandırılabilmeleri için yer, şehir, ülke değişikliği de faydalı olabilir. İntiharı önleme uzun süreli bir destekle mümkündür.

tarafından
Var olmayan bir ülkede, var olmayan kişiler toplanıp şu açıklamayı yapsalar ne düşünülür? …sürdürülebilir fiyat istikrarı (aylık %4.88, yıllık %54,44 enflasyon; savaşla yıkılan ve toprakları işgal altında olan Ukrayna'da %10 civarında) ve finansal istikrarın (Bir ABD doları 17.03.2021'de 7.4980 iken 17.03.2022'de 14.6697, artış 95.6%) tesisi için atılan ve kararlılıkla sürdürülmekte olan adımlar (hazineyi, enflasyonu uçuruma göndermeye çalışan bir mevduat ürünü) ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi (savaşan tarafların parasının bitmesi) ve enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla (kur şokunun üzerinden 12 ay geçmesiyle kendiliğinden) dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bu çerçevede, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. (telefon bu şekilde) Alınmış olan kararların (hiçbir şey yapmamanın) birikimli etkileri yakından takip edilmekte (ben de takip ediyorum, bana da bir maaş) ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması gayesiyle tüm politika araçlarında (hangi) kalıcı ve güçlendirilmiş milli paralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. (mal ve hizmetler karşısında, diğer bütün para birimleri karşında değeri sürekli eriyen para birimini seyretmek) … orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları bu stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. (kredi genişlemesi, banknot matbaası hiç durmayacaktır) Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar (enflasyonun üç basamaktan iki basamağa gerilemesi), ülke risk primlerindeki düşüş (CDS primin 690'dan 570'e inmesi), ters para ikamesinin (yatırım ve tasarruf aracı olmaktan, ekonomi politikası aracı olmaktan, değer ölçüsü olmaktan çıktıktan sonra değişim aracı olmaktan da çıkması) ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi (negatif 50 milyar) ve finansman maliyetlerinin (on yıllık vadede maliyetin %20’den %26'ya çıkması) kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir.  ...cektir ...caktır. kararlar veri odaklı (emir odaklı değil) bir çerçevede almaya devam edecektir.
tarafından
"Merkez Bankası’nı ve politika faizini önemsizleştirdik" dendi. MB'nın para basma matbaası olmak dışında görevi yoksa neden toplantılar yapıyor ve çok daha önemlisi neden maaş alıyorlar? Yaptıkları iş önemsizse ücret almalarına da gerek yok.

Mücadele etmediğin enflasyonun düşmesini nasıl beklersin?

"Enflasyonun altında kredi kullanıyorsunuz. Bu bir başarı değil mi? Baktırdım, Cumhuriyet tarihinde böyle bir başarı olmuş mu diye; kendimizi muhteşem başarılı görüyoruz.” diyen, o kredinin kaynağı olan borç verenlerin para kaybetmek istediğini düşünüyor olmalı. Öyle olmadığı kur korumalı mevduatla Hazineye yüklenen milyarlarca borç karşılığında dövizin tutulabildiği, sırf dolar gelsin diye dış politikada bütün tükürülenlerin yalandığı ve vatandaşlık pazarlandığı, ev fiyatlarının kısa sürede katlandığı, enflasyonun üç basamaklı algılandığı gerçeğiyle anlaşılabilir.
tarafından
28 Nisanda 2022 sonu enflasyon tahmini, oldukça kısa bir süre içinde yüzde 23,2'den yüzde 42,8'e yukarı yönlü güncellendi.  Önceki tahmin de %5'ti. Tahminlerini sadece üç ay içinde %85 yükselten yönetici ve sorumlular maaş ve nefes almaya devam etti. Bu ne rahatlık? Görevin enflasyonla mücadele iken bunu yapmadığını itiraf ediyorsun, orada niye oturuyorsun? Dünya düzelirse, savaş biterse enflasyon belki düşecekse sen niye varsın? Her Allah'ın günü millet biraz daha fakirleşirken, umutlarını kaybederken en ufak bir utanma duygusu, zerre kadar şeref ve haysiyeti olan sorumlular ne yapmalı? Ya, bu milleti açlıktan öldürmeye yemin mi edildi?

Ayrıca o tahmin de zaten tutmayacak, IMF %53 tahmin etti. Üç ay sonra bugün olduğu gibi büyük bir pişkinlikle bir bu kadar daha artırıp %79'a yükseltebilir. Üç ayda bir enflasyon tahminini ikiye katla, oooh, ne gam ne kasavet, gelsin çifte maaşlar, ballı emeklilikler, artsın villaların değeri...

Kurlardaki artış sorumluymuş. Allah Allah, kurları da kim yükseltmiş acaba? Sakın enflasyon yükselirken gevşek para politikasına birileri geçmiş olmasın? Kim imzalamış o kararları? Önce manşet enflasyon, sonra olmadı çekirdek enflasyon esastır dendi. O da yüksek gelince, "Yok kurlar artsın, cari fazla ile döviz bollaşır öyle enflasyon düşer, Çin olacağız." dendi. Sonra  kurlar patlayınca "Yok, o da olmadı, çok geldi, kurları durdurmak için KKM ve sermaye kontrolleri uygulayalım." Eylülden beri dört kere politika değişikliği... Halkı korkunç bir yoksulluğa sürüklemek yetmezmiş gibi hazineye de çok büyük yükler geldi.  “Doları bilinçli olarak patlatmadan önce dolar cinsinden borç aldılar. Dış güçleri getirsen, bu ülkeye bundan daha kötüsünü yapamazlar. Nerdeyse vatan hainliği seviyesinde iş bilmezlik… Ülkeye bir çivi çakılmadan borcuna borç ekliyorlar." Prof. Dr. Bilge Yılmaz

Şunu diyor: "Yılsonunda enflasyon % 42.8 ve mart sonundan yıl sonuna kadar birikimli enflasyon % 20.7 olur. Ayrıca faiz düşük tutulacağından hiç bir tasarruf aracı ile bundan korunamayacaksınız. Geliri, ücreti ve hatta bankadaki parası TL olanların alım gücü eriyecek. TL tutanları doğduğuna pişman edeceğim. Ha bu arada sakın dolar almayın, liralaşmaya devam edin ki varlıklı kesime 'bedavadan daha ucuz' kredilerle servet transferi aksamasın."  Mevduatın dörtte üçünün dövizde olduğu, hemen herkesin TL’den kaçtığı bir yerde, insanların canhıraş bir şekilde parasını emlak ve mala yatırarak değer kaybından kurtarmaya çırpındığı şartlar yaşanırken hiç utanmadan liralaşmadan söz edilebiliyor.

Ek: Son derece işinin uzmanı yetkililer yıl sonu enflasyonunu %42.8 tahmin etti. Bir ilkokul çocuğuna şu soru sorulmalı: Bir yılda 12 ay ve ilk 4 ayda %31,71 enflasyon varsa kalan sekiz ayda sadece %8.42 olabilmesi mümkün mü? (Çarpılarak hesaplandığından %11,09 değil.) Elbette olmayacağı belli, ama maaş almaya devam etmek istersen ne yapmalısın?

Ek2: 28 Temmuz 2022'de açıklanan enflasyon raporu açılanırken "Enflasyonun 2022 yıl sonunda %60,4 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz" dendi. Bastığı paranın namusunu korumakla yükümlü olanlar üç ay arayla bu cümleleri kurabilir mi: Para politikası olmayan, sadece rapor açıklayabildiği için maaş alanlar o rapordaki tahminleri çok kısa zamanda fahiş ölçülerle değiştirirse maaşları helal midir? Sen parayı basan, görevinin enflasyonla mücadele olduğu kanunda yazan kurum olarak enflasyon tahminlerini bu ölçüde değiştiriyorsan, vatandaş ne yapacağının nasıl bilecek. aymazlık, yetersizlik ve sorumsuzluk kelimelerinin anlamı nedir? Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete... Enflasyon yıl sonunda %5 olacak, pardon %23.2 olacak, pardon %42.8 olacak, pardon pardon yine yanlış oldu %60,4 olacak. İlk altı aylık enflasyon %35,64 iken ikinci altı ayda %18.25 enflasyon beklentisinin kaynağı nedir? Altı ayda liranın sadece %18.25 eriyeceğini kabul etsek bile, lirasını altı aylık vadede tutana %7'lik getiri sunarak mı liralaşılıyor. (Birisinin tezi ispatlansın diye herkes varlığını faiz lobisine teslim etsin. Faize karşıyım deyip bankaların karını 6 kat yükseltmesine imkan ver, iç borç stokunun çok kısa bir sürede katlanarak ödenecek faizin borcun ana parasını geçmesine sebep ol, yurtdışı borçlanmalarda piyasanın ancak tefeci faiziyle borç verecek kadar faizi yükseltmesine yol aç, bütçedeki faiz giderlerine rekor kırdır.... İyi ki faize karşıymış bir de faizi destekleseydi ne olacaktı? "Aslında destekçilerime devlet bankalarından verilecek faizin yüksek olmasına karşıyım.")

Yıl sonu enflasyonun %60.4'ten yüksek olacağına milyar dolarına bahse girerim. Beyin felci geçirmemiş ve evinin yolunu bulabilecek bir zihin seviyesinde olan herkes saçmalığı fark edebilir. Çünkü dört işlemi yapabilen ilkokul çocuğuna hesabın nasıl yapıldığını öğretsen o dahi bu rakamın imkansız olduğunu söyler. Neden? Haziranla beraber son 12 aylık enflasyon kaç? %78.62 (İnşaatta, tarımda, otomotivde, sanayide bütün fiyatlar en az %130 artarken bu rakam nasıl bulunabilmiş!) Aralık ayına kadar herhangi bir ayın enflasyonunun geçen yıldan daha düşük açıklanmasını bekleyen var mı? Yok (TÜİK'e bunu yaptırırlarsa, yapanlar seçimle beraber suçluların iadesi anlaşması olmayan ülkeleri belirleyip yurtdışı uçak biletlerini ayarlamalılar) Aralığa kadar bu %78.62 artar, ama azalmaz, %90'ı çok rahat aşar. 2021 Aralıktaki kur şoku ile gelen %13.58'e karşılık bu yıl sıfır enflasyon bekleyen var mı? Yok. E nasıl olacak da %60.4'e düşecek. Bu mümkün değil. E ne diye bu yalan söyleniyor. Çünkü enflasyonla mücadele için palavra söylemekten başka bir yol kullanılamıyor. Yüksek bir itibarı olan kurumların sadece açıklamaları bile ciddi etkili olur. Kurumlardaki itibar ve kadrolarda liyakat inandırıcılık için çok önemlidir. Kimse fiyatlarını bu beyanlara göre belirlemez.

Politika faizi enflasyonun beşte biri seviyesindeyken tam gaz para basarsan palavra olarak açıklanan enflasyon rakamlarına göre bile bu tahminin de fazlasıyla iyimser kalacağını bildiğin halde makam ve maaş için ne yapılmaz? Oradaki zevattan iktisadi olmayan şu soruları sormasını beklerim: Aynaya bakabiliyor musunuz? Aldığınız maaşın helal olduğunu ifade edebilir misiniz? Kurumla ilgili kanuna uyuyor musunuz? Devran değiştiğinde mahkemede hesap vermeyeceğinize kesinlikle emin misiniz? Bu arada "cari fazla" verildiği söylendi. Keşke konuşma yapmadan evvel açıkladığını iddia ettiği enflasyon raporunu şöyle bir göz ucuyla da olsa okumuş olsaydı. Eğer rapora baktığı, düzenli olarak ilan edilen cari denge rakamlarını bildiği halde bunları söylediyse doğruyu söylemeyenin ağzına biber sürme geleneği yaşatılmalı. Enflasyon dahil veriler gerçeği yansıtmıyor. Ayrıca geçen yıl bu zamanlara göre hem brüt hem de net rezervler daha düşmüşken aksini iddia etmek Meksika ve Hatay biberlerinden bir karışım yapmayı gerektiriyor.

Bakan 2023’te enflasyonu tek haneli beklerken başkan 19% dedi. Bakan ekonomik intihar anlamında MB para politikasını etkisizleştirdik derken başkan etkin diyor. Yönetim de kimin ne dediği belli değil.

Rakamlar ve verilerle açıklamak yerine "Dış güçler CDS primini yükseltiyor"muş. Ülkeye çöp seviyesinde not veren kredi derecelendirme kuruluşları siyasi olabilir. Ama CDS denilen yatırım aracının piyasada alınıp satılan bir enstrüman olduğunu ve siyasi manipülasyon yapanların zarar edeceği bilgisi de kendisine verilirse mantık bütünlüğü olan konuşmalar beklenebilir. Hangi ülke her salise fiyatın değiştiği piyasalara bu kadar hakim olabilir. İflas riski yükseldiyse acaba sorumlusu kim olabilir? Ayna ne tarafta... Dünya merkez bankalarının tamamının yanlış yaptığını bir tek kendisinin doğruyu yaptığını sananlara da otoyolda ters yönde giden bir araç bulunduğu anonsuna “ne biri, hepsi” diyen kişinin fıkrası anlatılmalı, kendi bankasının rakamlarını birisi haber vermeli, kendi kararları sebebiyle dünyanın en hızlı fakirleşen ülkesinde bulunduğu gerçeği ile piyasa ve ekonominin işleyiş bilgileri aktarılmalı, "İktisada Giriş" kitabı hediye edilmeli…
tarafından
Kamu bankalarının % 15,8 ile, Eximbank’ın da TL cinsi % 10, döviz cinsi % 1 ile kredi kullandırdığını, 24 Şubattan bugüne şirketlerin ucuz kredi çekip 55 milyar dolarlık döviz aldığını tespit ettiklerini ve bu şirketlerin listesinin ellerinde olduğunu belirtip, döviz alanlara ucuz kredi vermeyeceklerini söyledi. BDDK verilerine göre 18 Şubat 2022’de 238 milyar dolardan 22 Temmuz 2022’de 233 milyar dolara inmiş. Parite etkisi ile düşünülürse artış sadece 4 milyar dolar. Veriler söyleneni desteklemiyor. “Ayrıca toplam kredi faizi politika faizine yakın” deniyor, oysa kendi verilerine göre 14’e yakın değil 30-35 aralığında. Yukarıda söz edilen cari açık konusundan da anlaşıldığı gibi bir başkan başında olduğu kurumun verilerinden haberdar olmalı. Diğer taraftan çıldırmış bir enflasyona yol açarak halkı silindir gibi ezen, orta sınıfı yoksul, yoksulu da daha da yoksul yapan yanlış politikaları alkışlayan sanayicilerin ancak karları azalacak oldu mu maraza çıkarmaları da enteresan… Ucuz krediyi bulanın döviz ve stoka yatırım yapmaması, yöneticiler gibi aklını peynir ekmekle yiyerek lirada kalması veya kendi kurumunun bile iki ay sonrasını öngöremediği bir ekonomide yatırım yapması bekleniyor. Sen bizle dalga mı geçiyorsun, hiç mi ileriyi öngöremiyorsun. Sen kendin gelecek enflasyon hakkında hiçbir fikrin yokken hangi vicdan ve hangi ahlakla "stok yapmayın dolar almayın" diyebilirsin.

Hepsinden önemlisi döviz alanların bankacılık bilgilerini açıklama yetkisi varsa, kurumda ve ülke yönetiminde yer alanların döviz hesaplarını, bu hesapların artış ve azalışlarını da açıklayabilir mi?
tarafından
Krediye erişiminden ve kredi pahalılığından şikayet edene "Alma abi", liranın değeri konusunda “son 10 günü çıkardığımızda son bir ayda en az değer kaybeden para birimi Türk Lirası”,  döviz tutma hakkında “Şirketlerin yurtdışında kayıtsız 500 milyar doları var deniyor. Yüzde 90'ı yalan olsa yüzde 10'u doğru olsa 50 milyar dolar. Bu paraları bozdurmalılar” diyen ve komedyenlikte alakalı bakanla yarışabilecek bir kariyer hedeflemeyen başkan ülke enflasyonu %16.19'dan %78.62'ye yükselirken seyretmişse şaşırmamak gerekir.
tarafından
Patron Çıldırdı:

18 liralık dolar ve %80'lik enflasyon az geldi. Ülkenin geleceği teslim edilerek geçici olarak elde edilen Rus dolarına güvenerek 8 ay sonra faiz %1 indirilip %13'e çekildi. Bazıları "Aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek deliliktir." diyor. Kastedilen "faiz düşünce enflasyon düşmesi" palavrası olsaydı bu ifade yerindeydi. Halbuki aynı şeyi yapıp aynı neticenin daha fazlası isteniyor.
Aç kalıp ağlayan halk önemli değildir. Önemli olan sanayiciyi üzmemek, onları kaybetmemek ve kredi şikayetlerini gidermektir. Ekonomik büyüme sürdürülebilir olmaması da önemli değildir, önemli olan bu gelir büyümesini oligarklara pay edebilmektir. Bu arada elbette itibar kurumlarının saçma kararlar alarak gülünç olması da önemli değildir.
"Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre sektörün yılın ilk altı ayında elde ettiği net kar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaştı. 2021’de ilk altı ayda bankaların toplam karı 33,8 milyar TL seviyesindeydi."

Bankaların karının sadece ilk altı ayda %400 artarak 34 milyar liradan 169 milyar liraya çıkması çok az. Aslında kırk kat artırılmalı ki kimin faiz lobisinin aşığı olduğu ortaya çıksın.

Yani, faizi 13'e indirmek yetmez sıfıra indirilmeli ve aynı parayı hazine %25'le bankalardan borç almalı. Ayrıca düşük faizle devlet bankaları kullanılarak kredi maskesi altında bedava para dağıtılmalı. Bir tur daha coşan enflasyon karşısında "Eyvah, bu ay aldığımı bir sonraki ay daha pahalı almak zorunda kalacağım" diyen soyuldukça soyulmuş halk alışverişe koşarken büyük sermayenin kurumlar vergisinde görüldüğü üzere karını patlatmaya devam etmeli.

Devletin TL ve dolarla borçlanma faizler inmek bir yana arttıysa uyulduğu söylenen nassa da karşı gelinmiş demektir. Faizde gerçek bir düşüşün de ekonominin var olabilmesinin de güvene dayalı olduğunu kavrayacak kapasite olsa da talimatla faiz düşebilirmiş aldatmacasıyla işine geleni yapmak istersen vardığın yer faizin, dövizin ve enflasyonun birlikte patlayacağı bir uçurumdur. Milli paraya kaybettirdiğin güveni tekrar kazanabilmek için başta kur korumalı mevduata olmak üzere yüzlerce milyar lira ödemek zorunda kalırsın. KKM'de olduğu gibi asgari ücret ve emekli maaşı da dolara endekslenmeli. Milli paranın sürekli değer kaybına dayalı bir ekonomi modelinin başaracağı bir hedef yoktur.

"Battı balık yan gider." ekonomik modeline göre "çevir kazı yanmasın" ekonomi teorisinin testinin ömrü seçime kadar bile uzanmayabilir. Bu arada finansal okur yazarlığı olmayan kandırılmaya müsait halka hayali düşmanlarla savaş masalları anlatılacak. Enflasyonla mücadele etmek yerine koltukta kalma mücadelesi verenler, halkı daha da derin bir şekilde fakirleştirecek kararları sonuçlarını gayet iyi bilerek alanlar, suç işlemişlerdir.

Ek: Eylül ayında faizi %1 daha indirerek %12'ye indirenler, kanunlarında yazılı görev olan fiyat istikrarına nasıl ulaşacaklarını bilmiyorlarsa kendi internet sitelerinde duran 1 dakika 33 saniyelik şu videoyu izlemeye zaman ayırsınlar:

https://herkesicin.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/ekonomi/hie/icerik/enflasyonla+mucadele
tarafından
Kanunsuz emri kabul ederek yasada yazılı sorumluluğunun aksine davranan suçludur. Ama suç iki taraflıdır.

“Faizi 12'ye indirdik.”, Başka bir yerde "Temennim odur ki bundan sonraki toplantısında bunu biraz daha indirmek suretiyle faizimizi tek haneli rakama indirmeliyiz": Türkçesi: "Devlet kurumu olmayan, özel kanunla kurulmuş, hiçbir bakana veya kamu kurumuna da bağlı olmayan özerk bir kurum olan merkez bankasının iç işlerine müdahale ettim." itirafıdır. Geçmişte başbakanların bugün cumhurbaşkanlarının görevleri arasında merkez bankasını yönetir diye bir madde yoktur. Bu suçtur. Özerk bir kurumun faizini düşürttüm, ben suç işledim demektir.

Merkez bankası başkanı da suça iştirak etmediyse açıklama yapar: "Kovulabileceğim koltuk ne kadar tatlı olursa olsun biz bağımsız olarak karar verdik, yazılı ve sözlü emir almayız.  Sağlam bir karaktere sahibim, zorlanırsam da istifa ederim. Yargılanıp, mahkum olup ceza evine girmeyi göze alamam." der.

Ağustos ayında bir süre kıpırdamayacağız manasına “Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.” derken gelen sinyallerle kendi açıklamasını yalayıp eylülde 100 baz puan daha indirdi. “Yılsonuna kadar faizleri tek haneye indireceğiz” mesajı sonrası kuvvetli bir dönüşle ekimde 150 baz puan daha indirerek yüzde 10.5’e çekerken “Takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır” şeklinde emirlere uyulacağı dile getirildi. İş bulmak kolay mı bu zamanda? “Düşür “durumunda olduğu gibi “artır” denmesi durumuna yönelik gerekçelerin de hazır olarak elde tutulması koltuğun korunumu yasasına uygundur.

"Yani diyeceğim o ki, bir Merkez Bankası, bir ülkeye ancak bu kadar zarar verebilir. Normal bir ülkede böyle bir Merkez Bankası’nın tüm yöneticileri ve yönetim kurulu üyeleri bir günde görevden alınır. Hatta yargılanırlar. Bizim amacımız bu değildi diyebilirler. Ama önemli olan amaç değil sonuçtur."

https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3522973-boyle-bir-merkez-bankasi-nasil-hesap-verecek

Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun neleri ihtiva ettiğini herkes bilemez. Ama bu kanunun amacı adında belirtildiğine, bütün dünyada bir paranın değerini korumak için yapılması gerekenler bilimin konusu ve belli olduğuna, bu kıymeti korumakla görevli olanların da bulunduğunu göre ortada bir suç olmalı... Bu suçu kim işliyorsa devlet yakalayıp yargılamalı...

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.1567.pdf

https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/8bb1302e-cecc-4ae4-9622-54365f8ee2e1/kambiyo2.pdf
tarafından
Para devletin varlığına güvenin bir işaretidir. Paranın değerini korumak umursanmazsa para olmayacağı için para politikası ve araçları anlamsızdır. %72 dolarizasyonun zararı nedir? Para politikası araçları kullanılmaz haldedir. Faizleri düşür, oranları değiştir, fark etmez! Milletin parası ülkenin para biriminde değildir. Parayı bastığın kağıt ile gerçek değeri arasındaki farkın oluşturduğu gelire senyoraj geliri denir. Aslında artık para basmak bile gereksizdir, bilgisayar kaydı yeterlidir. Türk Lirası talep edilmediğinden fazla banknot basılamaz. Senyorajdan yararlanılamaz. Yine de basılırsa enflasyon ve faiz kontrolden çıkar. Kendi bastığın paranın değeri yerine başka başka bir merkez bankasının bastığı paranın değeri ile meşgul olunursa başarısızlık garantidir.

Ayrıca biz hariç merkez bankaları neden rezerv tutarlar, geri zekalı oldukları için mi? Allah korusun, finansal türbülansa yol açacak bankalara hücum gibi ekonomik olaylar, savaş veya iç kargaşa, deprem ve her türlü tabii afetler gibi durumlarda kullanılmak üzere... Aynı aslında yerinde durması gereken yedek akçeler gibi... Bir tedbir olarak orada durmalı. Ordular silahların önemli bir kısmını daima kullanılabilir durumda tutsalar da gerçekte harpte kullanmak üzere değil var olduğunu göstererek düşmanı caydırmak üzere bulundururlar. Kimse olmadığı düşünülebilecek yerlerde askerler neden nöbet bekler? İtfaiye neden var? Bu konularda fikir sahibi olan bir sorumlu kişi, rezervlerin sıfırın altında 60 milyar dolar derecesine kadar ne maksatla satılmasına onay verebilir? Savaşta mıyız? Afet mi var? Büyük bir sosyal ekonomik çalkantı mı var? Birilerinin dünyada benzeri olmayan çılgın düşüncelerinin doğruluğunu test etmek üzere böyle bir maliyete katlanılabilir mi? 85 milyon insanın kaderi ile iyi niyetle de olsa kumar oynanabilir mi?

Bütün bunlar liyakatli, işinin ehli, vicdanlı ve bağımsız bir merkez bankası yönetiminin eseri midir? Değilse yasa ile özerkliği teminat altına alınmış kurumun yönetimini tayin edenler sorumlu değil mi? "Bu sistemi değişince merkez bankasını da görevden alma yetkisini de aldık. Merkez Bankası Başkanı'nı görevden aldık, çünkü laf dinlemiyordu." diyen yaşanan ekonomik faciadan sadece siyaseten bir sorumluluk mu taşır, yoksa hukuki sorumluluk da var mıdır? "Ben kralım, her şeyi bilirim, uzmanlığa saygı duymak gereksizdir, dediğim kanundur, söz dinlemeyen yok olur, kukla olun." Bunu diyen ve merkez bankası bağımsızlığını ayaklar altına alanın, laf dinleyip uygun rakamlar açıklayacak bir istatistik kurumu başkanına ulaşıncaya kadar yönetimi değiştirdiği de ortada...
https://www.bloomberght.com/erdogan-merkez-bankasi-baskani-ni-gorevden-aldik-cunku-laf-dinlemiyordu-2237240
https://www.youtube.com/watch?v=_4I0rJtfWrM
 
Yapılan müdahalenin herkes tarafından açık bir şekilde görüleceğinden çekinmeye gerek duymadan şu söylendi: "Merkez Bankamızla konuştuk, faizin daha da inmesi gereğini telkin ediyorum."

Burada anahtar kelime: "telkin"... Telkin: Bir şeyi hatırlatmak, bir inancı, duygu ve düşünceyi aşılamak anlamındadır. Bir fıkıh terimi olaraksa ölüm döşeğindeki kişiye veya defnedilmiş ölüye iman esaslarını hatırlatılmasıdır.

Bir kurum olarak ölmüş bir yapıya hitaben sesleniş olarak anlaşılabilir.

https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/erdogan-merkez-bankamizla-konustuk-faizin-daha-da-inmesini-geregini-telkin-ediyorum-7390053/
tarafından

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun doktora tezini incelemesi için raportör görevlendirildiğini aktarmıştı.

Yayın Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Akgiray:

“25.06.2021 tarihinde dosya Yayın Etik Kurulu gündemine alınmış olup, dosya ile ilgili bir raportör atanmıştır. Süreç Yayın Etik Kurulu Yönergesi'ne göre sürdürülüp, karar alındıktan sonra bilgi verilecektir.”

Turkey Central Banker Under Investigation Over PhD Thesis

https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-07-08/turkey-central-bank-governor-under-investigation-over-phd-thesis

tarafından
Merkez Bankası en önemli politikasının "Liralaşma Stratejisi" olduğunu ifade ediyor.

https://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/liralasma+stratejisi

Aralık 2022 itibarıyla, Lira ile görece en risksiz yatırım aracı olarak kabul edilen devlet iç borçlanma senetlerine yatırım yapanlar reel olarak servetlerinin %20,81'ini, diğer en risksiz yatırım kabul edilen banka mevduatına yatırım yapanlar reel olarak servetlerinin %41.25'ini kaybettiler. Bankaya para yatıranların kaybının vergi dahil edildiğinde daha da büyük olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca bu hesap TÜİK'e göredir. Alternatif enflasyon hesaplamaları dikkate alınsaydı kayıp bu rakamları çok aşacak seviyede olabilirdi.

İnsanlara adeta "Liralaşıp, lira kullanıp servetinizin %41'ini kaybetmek varken, neden ömrünüzü harcayıp elde ettiğiniz, alnınızın terinin karşılığını korumaya çalışıyorsunuz? Bırakın paranız, servetiniz yok olsun. Sonunda benim bir tarafımdan uydurduğum saçmalıkların ne kadar haklı olduğunu ispat etmenin onuru size yeter. Yok edin kendinizi!" diyerek liralaşılabilir mi? "Ben bol bol basıp piyasaya süreceğim, ayrıca halkın Hazinesinin kaynaklarını da kullanarak kredinin ucuz ve bol olması için her şeyi yapacağım, maaş ve ücret kanalı hariç liraya ulaşmak son derece kolay olacak. E, tabi, bu durumda değerini koruyamaması küçük ve ihmal edilebilir bir kusur olacak, onu da hoşgörüverin!"

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Finansal-Yatirim-Araclarinin-Reel-Getiri-Oranlari-Aralik-2022-49511

"Konut Fiyat Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 186,3, 181,6 ve 176,0 oranlarında artış göstermiştir." ifadesini barındıran bir rapor hiç utanmadan yayımlanabiliyor. Dünyanın her yerinde "halkın fakirleşmesi" anlamına gelen bu durumun sorumlusu da kim acaba? Sakın bu tablodaki rezaleti fark ederek getiri elde etmek bir yana parasını kurtarmaya çalışanların hücumu olmasın? Liralaşmadan çok konutlaşma; taşa toprağa, ölü yatırıma yönelme durumu var...  Sadece bugünü imha etmek yetmez, yatırım eksikliğinin gelecekte işsizlik ve yoksulluk tsunamisine yol açması da gerekir. Arabın, Rusun parası da bitince bir de dolarlaşmayı gör!

https://bit.ly/3ZP6KDV

https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tr/tcmb+tr/main+menu/istatistikler/reel+sektor+istatistikleri/konut+fiyat+endeksi/

Dünyanın herhangi bir yerinde, maaşı helal olan haysiyet sahibi bir para otoritesi yetkilisi, kanuni görevi fiyat istikrarı olan sorumluluk duygusu şerefine sahip bir kişi bu rapordaki grafiğe bakıp utancından yerin dibine girmez mi?
...