Enflasyon, paranın satın alma gücünün yok edilmesi, insanlık tarihinde icat edilmiş en büyük hırsızlık türlerinden biridir. Bir suçu bir şahsın işlemesi neyse kurumların işlemesi de odur, hatta daha fazlasıdır. Çünkü organize suçun cezası daha ağırdır. Oluşan fazlalık istense de adil bir şekilde sahiplerine geri iade edilemez. Kayıp asla telafi edilemez. Dünyada enflasyonsuz bir ülke bulunmasa da oldukça kısa bir zamanda bu çapta bir enflasyona yol açan politikalar, “istemeden, kazaen, gayri ihtiyarı, kasıtsız” gösterildi diye hoş görülebilir mi? Kaldı ki enflasyonist politikalar izlenmeden enflasyon sadece dünya ortalaması kadar olur. Para arzını durmaksızın artıracak şekilde enflasyonun kat kat altında maliyetlerle kredi kullandırmak şuursuz olamaz. Bazı şirketleri yaşatmaya çalışma gayreti "herkes iş bulabilsin" makyajıyla sunulur, ama maliyeti bütün halk öder. Demokrasinin olduğu yerde enflasyon (vatandaşa bildirmeden cebinden alıp vergilendirmek) olmaz. Enflasyonu düşürecek her türlü adım ekonomiyi ve ülkeyi kurtarır.
Birkaç liralık bir hırsızlık adli bir mevzu iken 85 milyon insanın para serveti üzerine çarpı işaret konulması sadece siyasetin mi alanındadır? “Seçimlerde yöneticilere oy vermezsin olur biter.” denilerek geçiştirilecek bir durum mudur? İnsanların anası ağlayarak kazandığı parasının değerini ve geleceğe dair umutlarını yok edeceksin, hayallerini yerle bir edeceksin sonra “Oldu da bitti maşallah, bundan sonraki maçlara bakalım. Enflasyonu düşüreceğiz.” diyeceksin. Devasa bir enflasyon yaşandıysa, paranın değeri çakıldıysa, insanlar ağır bir kayba uğradıysa, milletçe fakirleşme gerçekleştiyse, yaşanan şoklar sırf bir yıl sonra 12 aylık rakamdan çıktığı için bütün mesele çözülmüş mü olacak?
Farklı tarihlerde bazı maddeleri değişikliğe uğrasa da 14/1/1970 tarihinde kabul edilen 1211 nolu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (MB) Kanununda temel görev ve yetkilerin anlatıldığı Madde 4 şunu söyler: “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. “Para Politikası Kurulu ile alakalı Madde 22/A’da Para Politikası Kurulu görevleri sayılırken en başta “a) Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin belirlenmesi.” ifade edilir.
Yürürlükteki kanun değişmediği müddetçe MB’nın görevi fiyat istikrarıdır. 2021 yılında uygulanan para politikası ile hedeflenen enflasyon seviyesi olan %5’in 7 katını aşan bir TÜFE (%36.08) gerçekleşmiştir ve 2022’de de yükselmeye devam etmektedir. MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve Para Piyasası Kurulu üyelerinin; 1211 sayılı Kanunun 4. maddesindeki “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak” görevini yerine getiremediğine dair kamuoyu kanaati kuvvetlenmiştir. MB yöneticilerinin değiştirilmesi yeterli değildir, yargılanmalıdırlar. Kendi ilmi birikim ve muhakemeleri ile bu kararları almış olabilirler. Bu durumda enflasyon veri, eğilim ve beklentilerinin yükseldiği bir dönemde, M1 para arzı gibi göstergeler bir yılda %80 artarken, MB borç verme faizinin düşürülmesi suretiyle enflasyon mücadelesinin başarıldığına dair teorilerini, dünyada yaşanmış pratik örneklerini, kanıtlarını ve akademik çalışmaları bütün detayları ile mahkemeye sunabilirler. İktisat profesörlerinden oluşan bir bilirkişi heyeti de yapılanları isabetli bulursa aklanmış olurlar.
“Emir uygulandı” denirse, bu MB bağımsızlığına uygun değildir. Alakalı kanunun 4. maddesinde “Banka, bu Kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır.” denmektedir. Bağımsızlık olmasaydı bile fiyat istikrarına aykırı bir uygulamayı reddetmeleri gerekirdi. Kanunsuz emirlere itaat edilmemesi hukukun üstünlüğünün gereğidir. Koruması gereken masum halka ateş açılması emri ile karşılaşan asker, yangın söndürme işinde su yerine benzin kullanılması emredilen itfaiye eri, “Ben emri uyguladım.” diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi? Milli bir faciaya yol açacak politikaların uygulanması baskısı karşısında vicdani muhakeme ya direnmeyi veya minnet borcu durumunda şerefli bir istifayı gerektirir. Kaldı ki, binanın 14. katından aşağı atlama emri gelseydi uygulayacak mıydınız? Kanunsuz emirle alakalı Anayasanın 137. Maddesi şöyledir:” – Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” “Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.” diyen sözü geçen maddenin 2. fıkrası ihlal edilmiştir.
Ağustos ayında enflasyon %19,25 seviyesindeydi. Eylül’de faiz indirimi başladı. Politika faizi Eylül’de %19'dan %18’e indirildi. Enflasyon%19,58 oldu. Ekim’de devam etti faiz indirimi, enflasyon %19,89 oldu. Kasım’da %21,31’e çıkan enflasyon, Aralık ayına gelindiğinde ise %36 oldu. İndirimler şimdilik Aralık ayında %14 ile tamamladı. TCMB yöneticilerinin karar ve eylemleri sonucu 31 Aralık 2020’de 7.4327 lira olan 1 ABD doları, Aralık 2021’de 18 lira seviyesine ulaştı ve 31 Aralık 2021’De 13.3530 oldu. Türk Lirasının değeri bir yılda neredeyse yarıya düştü. TCMB faiz düşürdükçe lira değer kaybetti. Yanlış politikaları başarılı olmuş gibi göstermek üzere zorlukla biriktirilmiş milyarlarca dolarlık rezerv satıldı. Kurlarda istikrarsızlık üretimi, iç ve dış ticareti durma noktasına getirirdi, yatırımları ve istihdamı olumsuz etkiledi, gelir dağılımının daha fazla bozulma yaratma riskini arttırdı. MB yöneticilerinin kendilerine kanunla verilen görevi ihmal etmeleriyle bütün millet devasa çapta bir zarara maruz bırakıldı.
Kamu Görevlilerinin Görevi Kötüye Kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. Maddesine göre şu şekildedir: “ (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
MB yöneticileri kanunda açıkça yazılmış asli görevlerini ihmal etmiş ve vazifelerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine neden olmuşlar mıdır? MB yöneticileri kamu görevlerinin tabi olduğu hukuk kurallarını, ekonomi biliminin gereklerini görevlerinin gereklerini göz ardı etmiş midir? Bunlar ortaya çıkmalıdır. Milli paranın değerini ve fiyat istikrarını korumayıp enflasyonu azdırdıkları iddiası ile yargılanmalıdırlar. Bu kamu görevlileri yerine getirmedikleri görevin ücret ve imtiyazlarından yararlanmaya devam etmek yerine yetkili yargı mercileri önüne çıkmalı, hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır.
Görevini ihmal eden ve görevinin gereklerine aykırı hareket eden bütün kamu görevlileri kanun önünde sıradan vatandaşla eşit hale getirilmeli, koşulsuz şartsız yargılanmalı ve haklarında müstahak oldukları karar verilmelidir. Bunun için yargının görevini doğrudan yapmasına mâni olan soruşturma izinleri şartının varlığının ortadan kaldırılması gerekir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve adaletin tesisi için yargı özgürleşmeli ve görevini kendiliğinden yapabilmelidir.
Tarihte Bir Uygulama:
13 Nisan 2001 tarihli haber:
“Başbakanlık açıklaması: ‘‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11 Nisan 2001 tarihli talebi üzerine dalgalı kura geçişten önceki günlerde önceden talepte bulunan bankalara yaklaşık 4 milyar doları eski kur üzerinden sattığı ve şahsi birikimini dolara çevirttiği iddiaları hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca 12 Nisan 2001 günü ön inceleme izni verilerek, konunun ön incelemesini yapmak üzere Başbakanlık müfettişlerinin görevlendirilmesi Sayın Başbakan tarafından onaylanmıştır.’’
Başbakanlık Teftiş Kurulu hazırlayacağı ön inceleme raporunu Başbakan Bülent Ecevit'e sunacak. 45 gün sonunda Ecevit, raporda sonuç ne olursa olsun (suçlu-suçsuz) soruşturma izni vermezse dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilecek. Yargıtay, Başbakan'ın soruşturma izni vermemesini yanlış bulursa Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz edecek. Son kararı Danıştay verecek. Başbakan soruşturma izni verirse dosya önce Gazi Erçel'e tebliğ edilecek. Erçel'in tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz etme hakkı bulunuyor. Danıştay en fazla üç ay içinde dosya hakkında kararını verecek. Erçel itiraz etmezse dosya doğrudan Yargıtay'a gönderilecek. MB Başkanı, Bakanlar Kurulu'nca atandığı için yargılamayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapacak.”
30 Aralık 2005: Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi, MB eski Başkanı Gazi Erçel'i, dalgalı kura geçildiği dönemde “görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis, 136 YTL adli para cezası ve 2 ay 27 gün memuriyetten yoksun kalma cezasına çarptırdı. Erçel'in cezası, bin 536 YTL adli para cezasına çevrildi.