İktisat - Ekonomi kategorisinde tarafından
Enflasyon, paranın satın alma gücünün yok edilmesi, insanlık tarihinde icat edilmiş en büyük hırsızlık türlerinden biridir. Bir suçu bir şahsın işlemesi neyse kurumların işlemesi de odur, hatta daha fazlasıdır. Çünkü organize suçun cezası daha ağırdır. Oluşan fazlalık istense de adil bir şekilde sahiplerine geri iade edilemez. Kayıp asla telafi edilemez. Dünyada enflasyonsuz bir ülke bulunmasa da oldukça kısa bir zamanda bu çapta bir enflasyona yol açan politikalar, “istemeden, kazaen, gayri ihtiyarı, kasıtsız” gösterildi diye hoş görülebilir mi? Kaldı ki enflasyonist politikalar izlenmeden enflasyon sadece dünya ortalaması kadar olur. Para arzını durmaksızın artıracak şekilde enflasyonun kat kat altında maliyetlerle kredi kullandırmak şuursuz olamaz. Bazı şirketleri yaşatmaya çalışma gayreti "herkes iş bulabilsin" makyajıyla sunulur, ama maliyeti bütün halk  öder. Demokrasinin olduğu yerde enflasyon (vatandaşa bildirmeden cebinden alıp vergilendirmek) olmaz. Enflasyonu düşürecek her türlü adım ekonomiyi ve ülkeyi kurtarır.

Birkaç liralık bir hırsızlık adli bir mevzu iken 85 milyon insanın para serveti üzerine çarpı işaret konulması sadece siyasetin mi alanındadır? “Seçimlerde yöneticilere oy vermezsin olur biter.” denilerek geçiştirilecek bir durum mudur? İnsanların anası ağlayarak kazandığı parasının değerini ve geleceğe dair umutlarını yok edeceksin, hayallerini yerle bir edeceksin sonra “Oldu da bitti maşallah, bundan sonraki maçlara bakalım. Enflasyonu düşüreceğiz.” diyeceksin. Devasa bir enflasyon yaşandıysa, paranın değeri çakıldıysa, insanlar ağır bir kayba uğradıysa, milletçe fakirleşme gerçekleştiyse, yaşanan şoklar sırf bir yıl sonra 12 aylık rakamdan çıktığı için bütün mesele çözülmüş mü olacak?

Farklı tarihlerde bazı maddeleri değişikliğe uğrasa da 14/1/1970 tarihinde kabul edilen 1211 nolu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (MB) Kanununda temel görev ve yetkilerin anlatıldığı Madde 4 şunu söyler: “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. “Para Politikası Kurulu ile alakalı Madde 22/A’da Para Politikası Kurulu görevleri sayılırken en başta “a) Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin belirlenmesi.” ifade edilir.

Yürürlükteki kanun değişmediği müddetçe MB’nın görevi fiyat istikrarıdır. 2021 yılında uygulanan para politikası ile hedeflenen enflasyon seviyesi olan %5’in 7 katını aşan bir TÜFE (%36.08) gerçekleşmiştir ve 2022’de de yükselmeye devam etmektedir. MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve Para Piyasası Kurulu üyelerinin; 1211 sayılı Kanunun 4. maddesindeki “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak” görevini yerine getiremediğine dair kamuoyu kanaati kuvvetlenmiştir. MB yöneticilerinin değiştirilmesi yeterli değildir, yargılanmalıdırlar. Kendi ilmi birikim ve muhakemeleri ile bu kararları almış olabilirler. Bu durumda enflasyon veri, eğilim ve beklentilerinin yükseldiği bir dönemde, M1 para arzı gibi göstergeler bir yılda %80 artarken, MB borç verme faizinin düşürülmesi suretiyle enflasyon mücadelesinin başarıldığına dair teorilerini, dünyada yaşanmış pratik örneklerini, kanıtlarını ve akademik çalışmaları bütün detayları ile mahkemeye sunabilirler. İktisat profesörlerinden oluşan bir bilirkişi heyeti de yapılanları isabetli bulursa aklanmış olurlar.

“Emir uygulandı” denirse, bu MB bağımsızlığına uygun değildir. Alakalı kanunun 4. maddesinde “Banka, bu Kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır.” denmektedir. Bağımsızlık olmasaydı bile fiyat istikrarına aykırı bir uygulamayı reddetmeleri gerekirdi. Kanunsuz emirlere itaat edilmemesi hukukun üstünlüğünün gereğidir. Koruması gereken masum halka ateş açılması emri ile karşılaşan asker, yangın söndürme işinde su yerine benzin kullanılması emredilen itfaiye eri, “Ben emri uyguladım.” diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi? Milli bir faciaya yol açacak politikaların uygulanması baskısı karşısında vicdani muhakeme ya direnmeyi veya minnet borcu durumunda şerefli bir istifayı gerektirir. Kaldı ki, binanın 14. katından aşağı atlama emri gelseydi uygulayacak mıydınız? Kanunsuz emirle alakalı Anayasanın 137. Maddesi şöyledir:” – Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” “Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.” diyen sözü geçen maddenin 2. fıkrası ihlal edilmiştir.

Ağustos ayında enflasyon %19,25 seviyesindeydi. Eylül’de faiz indirimi başladı. Politika faizi Eylül’de %19'dan %18’e indirildi. Enflasyon%19,58 oldu. Ekim’de devam etti faiz indirimi, enflasyon %19,89 oldu. Kasım’da %21,31’e çıkan enflasyon, Aralık ayına gelindiğinde ise %36 oldu. İndirimler şimdilik Aralık ayında %14 ile tamamladı. TCMB yöneticilerinin karar ve eylemleri sonucu 31 Aralık 2020’de 7.4327 lira olan 1 ABD doları, Aralık 2021’de 18 lira seviyesine ulaştı ve 31 Aralık 2021’De 13.3530 oldu. Türk Lirasının değeri bir yılda neredeyse yarıya düştü. TCMB faiz düşürdükçe lira değer kaybetti. Yanlış politikaları başarılı olmuş gibi göstermek üzere zorlukla biriktirilmiş milyarlarca dolarlık rezerv satıldı. Kurlarda istikrarsızlık üretimi, iç ve dış ticareti durma noktasına getirirdi, yatırımları ve istihdamı olumsuz etkiledi, gelir dağılımının daha fazla bozulma yaratma riskini arttırdı. MB yöneticilerinin kendilerine kanunla verilen görevi ihmal etmeleriyle bütün millet devasa çapta bir zarara maruz bırakıldı.

Kamu Görevlilerinin Görevi Kötüye Kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. Maddesine göre şu şekildedir: “ (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

MB yöneticileri kanunda açıkça yazılmış asli görevlerini ihmal etmiş ve vazifelerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine neden olmuşlar mıdır? MB yöneticileri kamu görevlerinin tabi olduğu hukuk kurallarını, ekonomi biliminin gereklerini görevlerinin gereklerini göz ardı etmiş midir? Bunlar ortaya çıkmalıdır. Milli paranın değerini ve fiyat istikrarını korumayıp enflasyonu azdırdıkları iddiası ile yargılanmalıdırlar. Bu kamu görevlileri yerine getirmedikleri görevin ücret ve imtiyazlarından yararlanmaya devam etmek yerine yetkili yargı mercileri önüne çıkmalı, hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır.

Görevini ihmal eden ve görevinin gereklerine aykırı hareket eden bütün kamu görevlileri kanun önünde sıradan vatandaşla eşit hale getirilmeli, koşulsuz şartsız yargılanmalı ve haklarında müstahak oldukları karar verilmelidir. Bunun için yargının görevini doğrudan yapmasına mâni olan soruşturma izinleri şartının varlığının ortadan kaldırılması gerekir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve adaletin tesisi için yargı özgürleşmeli ve görevini kendiliğinden yapabilmelidir.

Tarihte Bir Uygulama:

13 Nisan 2001 tarihli haber:

“Başbakanlık açıklaması: ‘‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11 Nisan 2001 tarihli talebi üzerine dalgalı kura geçişten önceki günlerde önceden talepte bulunan bankalara yaklaşık 4 milyar doları eski kur üzerinden sattığı ve şahsi birikimini dolara çevirttiği iddiaları hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca 12 Nisan 2001 günü ön inceleme izni verilerek, konunun ön incelemesini yapmak üzere Başbakanlık müfettişlerinin görevlendirilmesi Sayın Başbakan tarafından onaylanmıştır.’’

Başbakanlık Teftiş Kurulu hazırlayacağı ön inceleme raporunu Başbakan Bülent Ecevit'e sunacak. 45 gün sonunda Ecevit, raporda sonuç ne olursa olsun (suçlu-suçsuz) soruşturma izni vermezse dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilecek. Yargıtay, Başbakan'ın soruşturma izni vermemesini yanlış bulursa Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz edecek. Son kararı Danıştay verecek. Başbakan soruşturma izni verirse dosya önce Gazi Erçel'e tebliğ edilecek. Erçel'in tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Danıştay 2. Dairesi'ne itiraz etme hakkı bulunuyor. Danıştay en fazla üç ay içinde dosya hakkında kararını verecek. Erçel itiraz etmezse dosya doğrudan Yargıtay'a gönderilecek. MB Başkanı, Bakanlar Kurulu'nca atandığı için yargılamayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapacak.”

30 Aralık 2005: Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi, MB eski Başkanı Gazi Erçel'i, dalgalı kura geçildiği dönemde “görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis, 136 YTL adli para cezası ve 2 ay 27 gün memuriyetten yoksun kalma cezasına çarptırdı. Erçel'in cezası, bin 536 YTL adli para cezasına çevrildi.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.

15 Cevaplar

tarafından

Film henüz sona ermedi ama en başından sonu belliydi:

Merkez Bankası'ndan trilyonluk zarar Merkez Bankası (TCMB), 2025 bilançosunda 1,06 trilyon TL dönem zararı açıkladı. Böylece banka üst üste üçüncü yıl zarar yazarken toplam zarar 2,5 trilyon TL’yi aştı.  Merkez Bankası (TCMB), 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla hazırlanan 94. Hesap Dönemi bilançosunu yayımladı. Açıklanan bilançoda en dikkat çeken kalem, bankanın bir yıllık faaliyetleri sonucunda kaydedilen 1 trilyon TL'nin üzerindeki dönem zararı oldu. 

ZARAR 1 TRİLYONU AŞTI: Yayımlanan verilere göre, Merkez Bankası’nın aktifler kısmında "Dönem Zararı" kalemi tam olarak 1,06 trilyon TL olarak gerçekleşti. TCMB, 2024 yılını 700,4 milyar TL net zarar ile kapatmıştı 2023 yılındaki 818,2 milyar TL'lik zararın ardından üst üste ikinci yıl zarar kaydeden banka, böylece üç yılda toplamda 2,5 trilyon lirayı aşan bir zarar açıklamış oldu.

Üç yılda 2.5 trilyon lira zarar Merkez Bankası, son yıllara kadar nadiren zarar açıklardı. Yüksek kârlar elde eder, bir taraftan vergi rekortmeni olarak yüksek kurumlar vergisi öder, diğer yandan kârının büyük bir kısmını Hazine’ye aktarırdı. Kurumlar vergisi vergi rekortmenleri listesinde; - 2020 ve 2021 yıllarında Merkez Bankası 1. sırada, - 2022 yılı, her nedense isminin açıklanmasını istememiş ama vergi miktarından Merkez Bankası’nın 3. sırada olduğunu anlıyoruz. Ne olduysa 2023 yılında oldu. Merkezi yönetim bütçesi trilyonluk açıklar verirken, Merkez Bankası da trilyonluk zarar açıklama dönemine girdi.

Sağlık Bakanlığı’nın bütçesi 1 trilyon 20 milyar lira, - Milli Savunma Bakanlığı’nın bütçesi 623.9 milyar TL, - Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 438.1 milyar TL iken bu zarar...

Merkez Bankamızın 2025 yılı zararı dünyanın en büyük merkez bankasını bile sollamış durumda. Avrupa Merkez Bankası’nın zararının 16.8 katı zarar büyüklüğüne sahip. KKM bombası Merkez’in kucağına bırakıldı. Dönemin Maliye Bakanı, gözleri ışıldayarak kur korumalı mevduatı anlatmıştı. Bir kuruş yük getirmeyecekti. Bütçede ödeneği olmadığı halde, usulsüz şekilde bir süre de KKM ödemesi yaptılar. KKM bütçe açıklarını çok artırınca, pimi çekilmiş KKM bombasını Merkez Bankası’nın kucağına bırakıverdiler. Böylece bütçe açıklarını gizlediler. Merkez Bankası’nın mevcut zararlarının büyük kısmı asli görevi olan fiyat istikrarını sağlama görevinden değil, ucube bir uygulama olarak tarihe geçen KKM’den kaynaklanıyor. Ülke bütçesine ve Merkez Bankası’na trilyonlarca yükü bırakıp savuşanlar, hiçbir sorumluluk üstlenmeden ballı maaşlarla arzı endam ediyorlar.

tarafından
Elbette dünyanın bütün ülkelerinin yöneticileri bol bol faiz ödeyip kendi hazinelerini iflas ettirmek isterken faize hasım olduğunu ifade edebilirsin. Bu sebeple tarihte olmadığı kadar faiz ödeme rekorları devlet hazinesine yaşatılırken, anaparayı geçen faizlerin bedeli milletten alındı. İşte bu tam da kat kat faiz denilen, haram kılınan faizdi. Anaparayı kat kat aşan faizleri ne için ödedin? Ne yapıldı bu parayla? Yanaşmalara enflasyonun onda biri maliyetle borç para verirken halka bunu dinin gereği diye anlatmak, tükenen banka sermayelerini hazineden takviye etmek... Aradan geçen zamanla problem daha da büyümeye devam etti. 2024 ilk çeyreğinde 250 milyar lira, günde 2,77 milyar lira (85 milyon dolar) faiz ödendi. Merkez bankası faizini zorla düşürmek, piyasa mekanizması içinde olmayacak şekilde bankaları düşük faizle kredi vermeye zorlamak, artan enflasyonda erimekten kaçan paranın mala ve gayrimenkule yönelmesiyle enflasyonun patlaması rezaletinin yaşanması, halkın kendini kurtarmak için döviz almasının önlenmesi için doğrudan ve dolaylı döviz satışı, döviz piyasalarının kısıtlanması, alım satım makasının açılmaya zorlanması, vergiler, kur korumalı mevduat (kkm) denilen hazine soygununun başlatılması, sonun böyle olacağını söyleyen uzmanlara hakaret edilmesi, aradan geçen uzun zaman sonrası yaşanan korkunç fiyaskoya rağmen ekonomi danışmanlarının sarayda beslenmeye devam edilmesi, kkm faciasını gizlemek için yükün kuklalaştırılmış bir bankaya yıkılması... Tüyü bitmemiş yetimin hiç acımadan yenilip bunu da dini gerekçelere bağlamak... Parasal servetleri yok edilmiş,  kul hakları çatır çatır yenmiş bir halkın bedduasından korkulur.
tarafından
Interpol’ün kırmızı bülten çıkardığı Lübnan Merkez Bankası Başkanı için yurt dışı yasağı getirildi Lübnan yargısının, Interpol tarafından uluslararası tutuklama kararı çıkarılan Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame'ye yurt dışı yasağı getirip pasaportuna el koyduğu belirtildi.

https://www.sozcu.com.tr/2023/dunya/interpolun-kirmizi-bulten-cikardigi-lubnan-merkez-bankasi-baskani-icin-yurt-disi-yasagi-getirildi-7694051/
tarafından
Ehliyet ve liyakatte bu dönemin seviyesi olarak tarihe not düşmek üzere:

İnternet sayfasına girer girmez, kendi kanununda açıkça vurgulanan ifade olan "Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır." cümlesini logo ve isminin yanında en üste yazan bir kurum için fiyat istikrarı ve başarı ne demektir?

"Gerçeğin çok daha azı" olmakla eleştirilen resmi rakamlarla bile önceki yılın 4 katını aşan bir enflasyonun halkı ezdiği 2022 yılı için Merkez Bankası "performans tazminatı" dağıtmış.

"Enflasyona yenilen Merkez Bankası performans ücreti dağıttı Merkez Bankası yönetimi performans tazminatı adı altında çalışanlarına 2 ila 4 maaş para dağıttı. Aylığı 60 bin lira olan bir çalışanın cebine 240 bin lira ilave para girdi. Enflasyona yenilen Merkez Bankasının tazminatı hak edecek hangi performansı gösterdiği merak ediliyor."

https://www.sozcu.com.tr/2023/ekonomi/enflasyona-yenilen-merkez-bankasi-performans-ucreti-dagitti-7629620/

Performanstan çok, gelecek sene çoktan vedalaşılmış olunacak halkın bu kurumunu sağma imkanının kalmayacağı öngörüsü... Durduk yerde kendime bu parayı almayı hak olarak yazamam, minarenin gireceği kılıf lazım: "Performans!"

Edit: Olağanüstü performansın yeni bir işaret olarak: Ülke ekonomisinin ve Merkez Bankasının ne durumda olduğunu göstermek için üç haber: 1) Cari açık şubatta 8,78 milyar dolar oldu. Kapanması hedeflendiği söylenen cari açık Eylül 2021 teki düzeyinin 4.3 katına çıktı. 12 aylık toplam cari açık 42.23 milyar dolar artarak 13.14 milyar dolardan 55.36 milyar dolara fırladı. 2) TCMB döviz ihtiyacını karşılayabilmek için Kapalıçarşı'dan döviz topluyor. MB kasasının boşaltıldığı, dövizi bollaştıracağı vaat edilen yeni ekonomik modelin getirdiği facia, ekonomik kriz daha nasıl anlatılabilir? “Türkiye ekonomi modeli” adı takılan uygulamaların bizi getirdiği yer burası. Sözde bu “model” cari açığı kapatacak, dövize talebini azaltacak, enflasyonu düşürecek ve istihdamı canlandıracaktı. Geldiğimiz yerde Merkez Bankası, karaborsa diye bildiğimiz ayaklı borsadan döviz toplayarak günü kurtarmaya çabalıyor. 2) Ekonomik İflas: %9,75’le dolar borçlanma: Normal kurumlara gidip borçlanamayacağı için tefeci faiziyle borçlanan bir ülke… Hukukun işlemediği, demokrasinin çalışmadığı, medyanın askıya alındığı bir rejime kimse ucuza borç vermez. “Despot tek adam rejimlerine faturamız budur istiyor musun?” Sıcak parayı görünce nas mas iplemezsin…
https://www.ntv.com.tr/ntvpara/subatta-cari-acik-8-8-milyar-dolar,2n5HT-cH902xnBfYUP4fJg
https://www.sozcu.com.tr/2023/finans/hazine-yuzde-975-faizle-275-milyar-dolar-borclandi-7553598/
https://www.gazeteduvar.com.tr/bir-ilk-merkez-bankasi-kasalarla-kapalicarsida-doviz-pesinde-haber-1612659

Bu performans ödülü hak eder!
tarafından
Geri kalmış ülkelerin temel özelliği hiçbir başarının cezasız, hiçbir başarısızlığın ödülsüz kalmamasıdır.

"Enflasyona yenilen Merkez Bankası performans ücreti dağıttı Merkez Bankası yönetimi performans tazminatı adı altında çalışanlarına 2 ila 4 maaş para dağıttı. Aylığı 60 bin lira olan bir çalışanın cebine 240 bin lira ilave para girdi. Enflasyona yenilen Merkez Bankasının tazminatı hak edecek hangi performansı gösterdiği merak ediliyor."

https://www.sozcu.com.tr/2023/ekonomi/enflasyona-yenilen-merkez-bankasi-performans-ucreti-dagitti-7629620/

Maaşı, koltuğu korumak için halkın çekeceği korkunç acıyı açıkça bilmesine rağmen, öğrendiği bilime, dünya ve bu ülke tecrübesine, uzman görüşlerine, akla, mantığa ve kanuna aykırı emirleri yerine getirenler, tekrarı ebediyen mümkün olmayacak şahsi menfaatleri çoğaltma, devlet parasını cebe atma fırsatını değerlendirmesin mi?
tarafından
Eğer, haksız yere insanların hayatlarını mahveden işleri "siyaset, politikacılık", "merkez bankası bankacılığı", "resmi istatistik üretimi", "yasa", "vergi otoritesi", "sığınmacı politikası", "güvenlik", "idare", "sendikacılık" diye yapanları hapislerde çürütecek bir kanun maddesi yoksa o kanunları yapanlara, öyle kanun maddeleri var da koltuğunu halkına tercih edenlerin analarından emdiğini burunlarından getirtecek hukuk insanı yoksa o savcılara, o hakimlere, o avukatlara hakkımı helal etmiyorum...
tarafından
Merkez Bankası en önemli politikasının "Liralaşma Stratejisi" olduğunu ifade ediyor.

https://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/liralasma+stratejisi

Aralık 2022 itibarıyla, Lira ile görece en risksiz yatırım aracı olarak kabul edilen devlet iç borçlanma senetlerine yatırım yapanlar reel olarak servetlerinin %20,81'ini, diğer en risksiz yatırım kabul edilen banka mevduatına yatırım yapanlar reel olarak servetlerinin %41.25'ini kaybettiler. Bankaya para yatıranların kaybının vergi dahil edildiğinde daha da büyük olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca bu hesap TÜİK'e göredir. Alternatif enflasyon hesaplamaları dikkate alınsaydı kayıp bu rakamları çok aşacak seviyede olabilirdi.

İnsanlara adeta "Liralaşıp, lira kullanıp servetinizin %41'ini kaybetmek varken, neden ömrünüzü harcayıp elde ettiğiniz, alnınızın terinin karşılığını korumaya çalışıyorsunuz? Bırakın paranız, servetiniz yok olsun. Sonunda benim bir tarafımdan uydurduğum saçmalıkların ne kadar haklı olduğunu ispat etmenin onuru size yeter. Yok edin kendinizi!" diyerek liralaşılabilir mi? "Ben bol bol basıp piyasaya süreceğim, ayrıca halkın Hazinesinin kaynaklarını da kullanarak kredinin ucuz ve bol olması için her şeyi yapacağım, maaş ve ücret kanalı hariç liraya ulaşmak son derece kolay olacak. E, tabi, bu durumda değerini koruyamaması küçük ve ihmal edilebilir bir kusur olacak, onu da hoşgörüverin!"

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Finansal-Yatirim-Araclarinin-Reel-Getiri-Oranlari-Aralik-2022-49511

"Konut Fiyat Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 186,3, 181,6 ve 176,0 oranlarında artış göstermiştir." ifadesini barındıran bir rapor hiç utanmadan yayımlanabiliyor. Dünyanın her yerinde "halkın fakirleşmesi" anlamına gelen bu durumun sorumlusu da kim acaba? Sakın bu tablodaki rezaleti fark ederek getiri elde etmek bir yana parasını kurtarmaya çalışanların hücumu olmasın? Liralaşmadan çok konutlaşma; taşa toprağa, ölü yatırıma yönelme durumu var...  Sadece bugünü imha etmek yetmez, yatırım eksikliğinin gelecekte işsizlik ve yoksulluk tsunamisine yol açması da gerekir. Arabın, Rusun parası da bitince bir de o zaman dolarlaşmayı gör!

https://bit.ly/3ZP6KDV

https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tr/tcmb+tr/main+menu/istatistikler/reel+sektor+istatistikleri/konut+fiyat+endeksi/

Dünyanın herhangi bir yerinde, maaşı helal olan haysiyet sahibi bir para otoritesi yetkilisi, kanuni görevi fiyat istikrarı olan sorumluluk duygusu şerefine sahip bir kişi, bu rapordaki grafiğe bakıp utancından yerin dibine girmez mi?

Edit: Yetkililerin "liralaşma" stratejisinden herhangi bir haberi olmayan ve 2022'de 264 tondan fazla altın ithalatı talebi oluşturan halk 2023 Ocak ayında kayıtların tutulmaya başlandığı 1995 yılından bu yana en yüksek rakama olan 68,3 tonu aşan altın ithalatı yapınca altın ithalatı geçici olarak durduruldu. Başarıları devam ediyor.
tarafından

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun doktora tezini incelemesi için raportör görevlendirildiğini aktarmıştı.

Yayın Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Akgiray:

“25.06.2021 tarihinde dosya Yayın Etik Kurulu gündemine alınmış olup, dosya ile ilgili bir raportör atanmıştır. Süreç Yayın Etik Kurulu Yönergesi'ne göre sürdürülüp, karar alındıktan sonra bilgi verilecektir.”

Turkey Central Banker Under Investigation Over PhD Thesis

https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-07-08/turkey-central-bank-governor-under-investigation-over-phd-thesis

tarafından
Para devletin varlığına güvenin bir işaretidir. Paranın değerini korumak umursanmazsa para olmayacağı için para politikası ve araçları anlamsızdır. %72 dolarizasyonun zararı nedir? Para politikası araçları kullanılmaz haldedir. Faizleri düşür, oranları değiştir, fark etmez! Milletin parası ülkenin para biriminde değildir. Parayı bastığın kağıt ile gerçek değeri arasındaki farkın oluşturduğu gelire senyoraj geliri denir. Aslında artık para basmak bile gereksizdir, bilgisayar kaydı yeterlidir. Türk Lirası talep edilmediğinden fazla banknot basılamaz. Senyorajdan yararlanılamaz. Yine de basılırsa enflasyon ve faiz kontrolden çıkar. Kendi bastığın paranın değeri yerine başka başka bir merkez bankasının bastığı paranın değeri ile meşgul olunursa başarısızlık garantidir.

Ayrıca biz hariç merkez bankaları neden rezerv tutarlar, geri zekalı oldukları için mi? Allah korusun, finansal türbülansa yol açacak bankalara hücum gibi ekonomik olaylar, savaş veya iç kargaşa, deprem ve her türlü tabii afetler gibi durumlarda kullanılmak üzere... Aynı aslında yerinde durması gereken yedek akçeler gibi... Bir tedbir olarak orada durmalı. Ordular silahların önemli bir kısmını daima kullanılabilir durumda tutsalar da gerçekte harpte kullanmak üzere değil var olduğunu göstererek düşmanı caydırmak üzere bulundururlar. Kimse olmadığı düşünülebilecek yerlerde askerler neden nöbet bekler? İtfaiye neden var? Bu konularda fikir sahibi olan bir sorumlu kişi, rezervlerin sıfırın altında 60 milyar dolar derecesine kadar ne maksatla satılmasına onay verebilir? Savaşta mıyız? Afet mi var? Büyük bir sosyal ekonomik çalkantı mı var? Birilerinin dünyada benzeri olmayan çılgın düşüncelerinin doğruluğunu test etmek üzere böyle bir maliyete katlanılabilir mi? 85 milyon insanın kaderi ile iyi niyetle de olsa kumar oynanabilir mi?

Bütün bunlar liyakatli, işinin ehli, vicdanlı ve bağımsız bir merkez bankası yönetiminin eseri midir? Değilse yasa ile özerkliği teminat altına alınmış kurumun yönetimini tayin edenler sorumlu değil mi? "Bu sistemi değişince merkez bankasını da görevden alma yetkisini de aldık. Merkez Bankası Başkanı'nı görevden aldık, çünkü laf dinlemiyordu." diyen yaşanan ekonomik faciadan sadece siyaseten bir sorumluluk mu taşır, yoksa hukuki sorumluluk da var mıdır? "Ben kralım, her şeyi bilirim, uzmanlığa saygı duymak gereksizdir, dediğim kanundur, söz dinlemeyen yok olur, kukla olun." Bunu diyen ve merkez bankası bağımsızlığını ayaklar altına alanın, laf dinleyip uygun rakamlar açıklayacak bir istatistik kurumu başkanına ulaşıncaya kadar yönetimi değiştirdiği de ortada...
https://www.bloomberght.com/erdogan-merkez-bankasi-baskani-ni-gorevden-aldik-cunku-laf-dinlemiyordu-2237240
https://www.youtube.com/watch?v=_4I0rJtfWrM
 
Yapılan müdahalenin herkes tarafından açık bir şekilde görüleceğinden çekinmeye gerek duymadan şu söylendi: "Merkez Bankamızla konuştuk, faizin daha da inmesi gereğini telkin ediyorum."

Burada anahtar kelime: "telkin"... Telkin: Bir şeyi hatırlatmak, bir inancı, duygu ve düşünceyi aşılamak anlamındadır. Bir fıkıh terimi olaraksa ölüm döşeğindeki kişiye veya defnedilmiş ölüye iman esaslarını hatırlatılmasıdır.

Bir kurum olarak ölmüş bir yapıya hitaben sesleniş olarak anlaşılabilir.

https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/erdogan-merkez-bankamizla-konustuk-faizin-daha-da-inmesini-geregini-telkin-ediyorum-7390053/
tarafından
Kanunsuz emri kabul ederek yasada yazılı sorumluluğunun aksine davranan suçludur. Ama suç iki taraflıdır.

“Faizi 12'ye indirdik.”, Başka bir yerde "Temennim odur ki bundan sonraki toplantısında bunu biraz daha indirmek suretiyle faizimizi tek haneli rakama indirmeliyiz": Türkçesi: "Devlet kurumu olmayan, özel kanunla kurulmuş, hiçbir bakana veya kamu kurumuna da bağlı olmayan özerk bir kurum olan merkez bankasının iç işlerine müdahale ettim." itirafıdır. Geçmişte başbakanların bugün cumhurbaşkanlarının görevleri arasında merkez bankasını yönetir diye bir madde yoktur. Bu suçtur. Özerk bir kurumun faizini düşürttüm, ben suç işledim demektir.

Merkez bankası başkanı da suça iştirak etmediyse açıklama yapar: "Kovulabileceğim koltuk ne kadar tatlı olursa olsun biz bağımsız olarak karar verdik, yazılı ve sözlü emir almayız.  Sağlam bir karaktere sahibim, zorlanırsam da istifa ederim. Yargılanıp, mahkum olup ceza evine girmeyi göze alamam." der.

Ağustos ayında bir süre kıpırdamayacağız manasına “Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.” derken gelen sinyallerle kendi açıklamasını yalayıp eylülde 100 baz puan daha indirdi. “Yılsonuna kadar faizleri tek haneye indireceğiz” mesajı sonrası kuvvetli bir dönüşle ekimde 150 baz puan daha indirerek yüzde 10.5’e çekerken “Takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır” şeklinde emirlere uyulacağı dile getirildi. İş bulmak kolay mı bu zamanda? “Düşür “durumunda olduğu gibi “artır” denmesi durumuna yönelik gerekçelerin de hazır olarak elde tutulması koltuğun korunumu yasasına uygundur.

"Yani diyeceğim o ki, bir Merkez Bankası, bir ülkeye ancak bu kadar zarar verebilir. Normal bir ülkede böyle bir Merkez Bankası’nın tüm yöneticileri ve yönetim kurulu üyeleri bir günde görevden alınır. Hatta yargılanırlar. Bizim amacımız bu değildi diyebilirler. Ama önemli olan amaç değil sonuçtur."

https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3522973-boyle-bir-merkez-bankasi-nasil-hesap-verecek

Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun neleri ihtiva ettiğini herkes bilemez. Ama bu kanunun amacı adında belirtildiğine, bütün dünyada bir paranın değerini korumak için yapılması gerekenler bilimin konusu ve belli olduğuna, bu kıymeti korumakla görevli olanların da bulunduğunu göre ortada bir suç olmalı... Bu suçu kim işliyorsa devlet yakalayıp yargılamalı...

https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.1567.pdf

https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/8bb1302e-cecc-4ae4-9622-54365f8ee2e1/kambiyo2.pdf
...