"Köpek havlamazsa hırsız tanıdıktır." Bu eksik bir değerlendirme. Köpek oraya zaten havlamaması, havlayan diğer köpekleri susturması için erketelik göreviyle oraya konulmuş payını alan, çetenin bir parçasıdır. liyakatli görevliler hırsızlığa izin vermez. Bekçi kılıklı hırsızların, o yetkili makamlara getirilmesinin, başkan, yönetim kurulu üyesi, izin veren yetkili ve denetleyici yapılmasının bir sebebi elbette var. bu çok kolay anlaşılıyor zaten. Nasıl? Bir değil iki değil üç değil, hemen her yerde aynı amaca yönelik "hata"ları yapan kimseler görevde... Olay patlarsa "tüh be yanlış kişiyi atamışız" yazıklanmacı tiyatroyu oynadıktan sonra mesele yok... Bazı kimseleri her zaman, tüm insanları bazen kandırsan da herkesi de her zaman kandırmazsın, hele ki de çalışan bir basın, gerçek gazeteciler, gerçek muhalif siyasetçiler varken... Ama varken... Borazanlaşması için satın alınan ve korkutulan medya ve mensupları, zindanlar, kayyumlar oradayken halka bol bol ninni koroları sunulabilir. Öyle ki hıpnozlanan beyinler, guruldayan karınlarına dış güçlerce sebep olunduğunu düşünecektir. Ola ki en yüksek propaganda bile az geliyor patlayan lağımı gizlemeye (çünkü canı yanan kitle büyüktür), bir sonraki rezalet, bir sonraki felaket derin bir özlemle beklenir. Nitekim çok geçmez ölü ve yaralı sayıları, hasar ve zarar rakamları ile süslü bir sel felaketi haberi bile hırsızları sevindirir, gündem değişti diye. Firavununa tapınanlar çok geçmeden her şeyi unuturlar.