İktisat - Ekonomi kategorisinde tarafından
Çok kavramaya çalıştım. Çok az kişiye faydası olan bir sistem kısaca nasıl açıklanabilir? En kısa ne şekilde söylenebilir? Geniş halk kitlelerini yoksullaştıran bir işe neden devam edilir? Uzun lafa gerek yok. Gücü veren yoksulları ve orta gelirlileri ezdiğin zaman sonucu ne olur? Seçimden sonra başlıktaki ders bütün siyasetçiler tarafından öğrenilmiş olacak.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.

7 Cevaplar

tarafından
“Ülkeyi bir üretim merkezi haline getirecek ekonomik dönüşümü gerçekleştirmeye kararlıyız. Bunun biraz acı verici bir şekilde geçeceğini hesaplamıştık. Acının şiddetini artıran şey savaş oldu. Kararlılığımızı halka ve uluslararası topluma hissettirmeye çalışıyoruz.” denmiş.

“Üretim merkezi” olmak için uzun vadeli bir güven sağlamak gerekir. Senin merkez bankan bile üç ayda bir enflasyon tahinlerini yarı yarıya artırırken ne yerli ne yabancı yatırım yapmaz. Önceden yatırıma karar verenler bile vazgeçer. Değil merkez olmak, kendine yetebilecek üretimi dahi yapamazsın. Her gün her şeyin fiyatı artarken, halk yoksulluktan kırılırken “dönüşüm” Afrikalı aç insanlar ülkesi şartlarına doğru olur. Yabancı, borsadaki varlığını ve devlet tahvillerini satıp fiyatı bastırılmış dövizi alarak arkasına bakmadan kaçıyor.

“Hesaplanan”, planlanan herhangi bir şey olsaydı cinnet kararları sonrası hemen her gün yeni düzenlemeler duyurulmazdı. “Acı verici:” Biz halkı fakirleştirdik, halkın cebindeki parayı alıyoruz. Halkın fakirliğini giderecek yolları da tıkadık. Neyle? Mevduat faizini indirdik. Kur korumalı mevduat çıkardık. Onun da getirisini aşağı indirip tıkadık. Tek gideceği yer döviz ve emlak. Mendil açıp, borçları erteletip bulunan dolar piyasada satılıyor. Nerden geldiği bilinmeyen 28 milyar dolar olmasaydı acaba dolar fiyatı ne olurdu? Yine de halk güvenmediği için 215 milyar dolarlık döviz mevduatını bozmuyor. Hesap verilebilirliğin olmadığı yere demokrasi nasıl denebilir? Hesap sadece seçimde verilmez, kurumlar dönem dönem mecliste sorulara cevap vererek hesap vermeliler. “Kur korumalının maliyetini meclise açıklamam” da ne demektir?

“Savaş” ne kadar olumsuz etkiler? Gıda bulmak için kapısına gittiğin savaştaki ülkelerde bile enflasyonun bizdekinin beşte biri olması ne manaya gelir? Destekli salla…

“Kararlılık” hissediliyor. Bu sebeple dünyanın gözünde kredi notun iflasa çeyrek kalmış kabile devletleri seviyesinde… Dünya, "borç istersen tefeci faizi ödemelisin" diyor. Kendi halkın da hiperenflasyona gidiş kararlılığını hissediyor ve bulduğu parayla aynı kararlılıkla döviz, fiyatı üç katını aşan emlak alıyor.

Hemen bütün ekonomik rakamların kötüleştiği bir kabus yaşatanlar utanmaları gereken tablo ile öğünmeye kalkacak kadar milletini koyun sanıyor... Bir ülkeyi yıkmaya çalışan hiçbir düşmanın yapamayacağı bir yıkım oldu ve sürüyor.

https://www.gazeteduvar.com.tr/nurettin-nebati-aci-verecegini-hesaplamistik-haber-1585791

https://tr.investing.com/news/economy/bakan-nebati-yeni-ekonomi-modeli-bir-donusum-ve-bunun-ac-verici-olacagn-hesaplamstk-2369571
tarafından
"Ekonomik kriz", "iktisadi buhran"... Bu sözler, tabloyu adlandırmada, açıklamada yetersiz kalıyor, faciayı karşılayamıyor. Çünkü yaşananlar ekonomi sınırının çok çok ötesinde çökertecek ağırlıkta bir güven bunalımı... Çünkü...

Müslüman müslümana değil, insan insana bunu YAPAMAZ. Bu OLAMAZ.

Sistem değişirken 2017'de 25.157.463 kişi, yönetici seçilirken 2018'de 26.330.823 kişi yanıldı mı? Elbette bir kısım, faydalandığı için kendisi bakımından haklıydı. Ama büyük çoğunluk?

İnsan olan, bir bardak su verene minnettar kalır, ona değil zarar vermek bir iyilikle karşılık vermenin yolunu arar. Neredeyse bir nesil boyu elemelerden geçerek gel, seni tanıdığını sanarak güvenip tekrar saltanat verenleri de vermeyenleri de doğduğuna pişman et... Özellikle de destekleyenler, yaşadıklarına, karşılaştıkları duruma inanamıyor. "Bu yapılamaz, olamaz, mümkün değil" diyor. Mantığın imkan verdiği her şeyle açıklamaya, hoş görülecek taraf aramaya çalışıyor ama bu akıl almaz ihaneti anlamlandırılamıyor. Cami avlusuna işeyen köpeğin bilgisizliği ve şuursuzluğu gerekçe gösterilerek belki eceline hükmedilmeyebilir. Ama, en azından yaptığının sonucunu görerek "Kendi yemek yediğim çanağa ne yapıyorum?" sorusunu sormayanın böyle bir mazereti de yok...

En büyük siyasi sermayesi nedir? Psikolojik inkar mekanizması...

Nasıl? Geçmişte oy verenler kendi kendilerine şunu telkin edecek: "Ben, kendime bu kadar zarar verecek bir seçimi yapmış olamam. Hayır, bir geri zekalının, bir ahmağın bile yapmayacağı bu tercihte bulunacak kadar aşağılık ve değersiz biri olamam. Kısa bir süre sonra bir şekilde uyanılacak bir kabus yaşıyorum. Her şey düzelecek." Bu, sadece düşünce yapısını felç ederek, realiteden gerçeklerden bağını koparmaya yetecek hipnoz masallarına açık bir zihne yol açar. Bir kısım insan bir yere kadar böyle gitse de uyanış kaçınılmaz...

Demokrasinin hem eksikliği hem de fazileti: Halkın yanılma hakkı, yetki verilenin süre ile sınırlandırılmasıyla, mahkemenin kadıya mülk olmaması ile telafi edilebilir mi? Arada halkı büyük bir şaşkınlıkla derin bir kabusa sürükleyecek işler yapılırsa... Sokratesin idamı telafi edilebilir mi? Edilemez. Bardağı taşıracak işlerde seçimin müeccelden muaccele dönüşü anayasada yer alırsa durumu hafifletir. Ama daha iyisi bulunana kadar bu...
tarafından

Aralık 03, 2021: "Altı aylık bir süreç öngörüyoruz. Zor olanı seçtik ama 4-5 aya toparlanacağız, 6 ay sonra ise meyvelerini yiyeceğiz. Vatandaş da bunu hissedecek. Üretimle yabancı yatırımcıların dikkatini çekeceğiz. Çin böyle büyümüş. Biz onlardan daha avantajlıyız. Biz pazara daha yakınız."

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/erdogan-ekonomide-yol-haritasini-anlatti-cin-de-boyle-buyudu-41952854

Kasım 02, 2022 "İstihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla ülkemizi büyütmek olarak özetlediğimiz ekonomi modelimiz meyvelerini veriyor."

Yanlışlıkla farklı bir ülkenin rakamları verildi herhalde ki

Ağustos 2022 itibariyle 12 aylık cari açığı 40.9 milyar dolar olduğunu ve rekora gittiğini, Ağustos ayında Sanayi üretiminin yıllık sadece %1,0 arttığını, Eylül ayında ihracatın sadece %9,2, ithalatın ise %38,1 arttığını, işsizlik oranı 2021 haziranında mevsimsellikten arındırılmış olarak %10,4 iken yeni cinnet ekonomisi ile 2022 Martında %11.5 seviyesine yükseldiğini bilseydi meyvelerin zehirli olduğunu görecekti. Liraya güvenenlerin varlıklarının gasp edildiği ve ülkenin toplam borç stokunun akıl almaz bir hızla çok kısa bir zamanda füze gibi yükseldiği (Eylül 2021'de 2.2 trilyon iken %68,5 artışla Eylül 2022'de 3,7 trilyon liraya ulaştı ki ayrıca gizli borçlar var.) bir meyveden istifade edebilenlerin faiz lobisi ve bazı çok büyük sermayedar olduğu bir durum... Elbette bir devlet başkanı doğru olmadığını bildiği şeyleri halkın gözünün içine baka baka söylemez. Kağıtlar karışmış veya sehven söylenmiş olmalı...

https://www.sbb.gov.tr/mart-2022-istihdam-verileri/

https://www.hmb.gov.tr/kamu-finansmani-istatistikleri

tarafından

Bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum veya davranışlarındaki motivasyonu tam olarak anlamak (empati) kişilik gelişmesinde çok önemlidir.

Yeni ekonomik modeli ortaya koyanların bu gelişimine katkı vermek herkesin görevidir.

Bu kişiler, yılların emeği olan birikimlerinin çöpe dönüşmesini dehşet içinde izleyen halkın bu travmasını bizzat yaşayabilirlerse bu gelişimlerine destek olunmuş sayılır.

Elbette milyarlarca dolarlık servet ve milyonlarca dolarlık gelire sahip olanların bu duyguları bizzat yaşamaları çok zor. Ama hiç olmazsa ucu ucuna denkleştirip hayatta kalmaya çalışanların, her markete, çarşıya, pazara gidişinde yükselmiş fiyatlarla karşılaşınca yaşadıkları gerilimi, korkuyu ve acıyı denemeleri çok yararlı olur.

Biraz olsun bu deneyimi hissedebilmeleri için, saltanat kayığından inerek mahkemeler önünde temize çıkma çırpınışının heyecanını yaşamalarına bütün halk olarak destek vermek insani bir ödevdir.

tarafından

Yeni ekonomik modelin faydalı sonuçlarından biri: Yaşadığı yerde dilediği konutu almaya gücü yetenler, oldukça kısa bir sürede ancak dağ başında yapılması muhtemel konutlardan birinin kurada çıkma ihtimalini satın almaya gücü yetebilecek seviyeye çökertildi.

Diğeri: Otelde pansiyonda kalmaya parası yetmeyen tatilcinin gırtlağına yapışıldı: Çadır vergisi alınacak...

Öbürü: Yarım simit satılmaya başlandı.

Kesin nobellik bir model...

tarafından
Yeni ekonomik model kadar parlak bir fikir, 1914 yılında bir Osmanlı Devleti Yöneticisi tarafından dile getirildi:

"Harika bir fikrim var: Almanya o kadar güçlü bir devlet ki birlikte savaşa girersek bütün kayıplarımızı geri aldığımız gibi büyük bir zenginliğe ulaşabiliriz. Ne duruyoruz, savaşa girmek için bir yerlere saldıralım. Hatta parası ödenmiş gemilerimizi teslim edecek olanlara da gemilerimizi almayı beklemeden savaş ilan edelim ki zarar olabildiği kadar artsın ve savaşa daha zayıf bir donanma ile girelim."

Karar, yalakalar heyetinden, boynu eğri danışmanlardan, dalkavuklar kurulundan da tasdiklenmişse harika... Üstelik yüksek meddahlar konseyi ve yüce yağcılar komitesi de alkışlamışsa...

Kumar masasına konan vatan evlatlarının canı, malı, ırzı, devletin toprakları hiç mühim değildi. Kazanılırsa elde edilecek şahsi mal ve makam temel hedefti.

Başşehri dahil milyonlarca kilometrekarelik topraklarının önemli bir kısmı işgal edilirken, savaş boyunca günde ortalama 493 asker hayatını kaybetti. Robert Schuman Merkezi’ne göre Osmanlı’da ölen askerlerin sayısı yaklaşık 772 bini, ölen sivillerin sayısı 2 milyon 150 bini buldu. Osmanlı’daki toplam kayıp böylelikle nüfusun %13,72’sine karşılık geldi.

https://tr.euronews.com/2018/11/10/birinci-dunya-savasinin-100-uncu-yil-donumu-savas-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-sey

Ülkeye nükleer bir ekonomi bombası atıp, sonra da milleti olup biteni kavrayamayacak zeka seviyesindeymiş gibi masallarla, dini, milli yalanlarla, olmayan başarı hikayeleri ile aldatarak seçim kazanma taktiklerinin son kullanma tarihi çoktan geçti.
tarafından
Temel problem, demokratik bir siyaset ortamında yöneticilerin her durumda başta kalacaklarına kesin inanmalarıdır.

"Ben seçmenin ağzının ortasına def-i hacet etsem gene de bana oy verir." diyebiliyorsan her şeyi yapmakta serbestsin.
...