İktisat - Ekonomi kategorisinde tarafından
Çok kavramaya çalıştım. Çok az kişiye faydası olan bir sistem kısaca nasıl açıklanabilir? En kısa ne şekilde söylenebilir? Geniş halk kitlelerini yoksullaştıran bir işe neden devam edilir? Uzun lafa gerek yok. Gücü veren yoksulları ve orta gelirlileri ezdiğin zaman sonucu ne olur? Seçimden sonra başlıktaki ders bütün siyasetçiler tarafından öğrenilmiş olacak.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.

30 Cevaplar

tarafından
Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ve refaha etkilerine ilişkin çalışmaları nedeniyle Simon Johnson ve James Robinson ile birlikte 2024 yılı Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldü. Nobel jürisinin yaptığı açıklamada, "Hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu ve halkı sömüren kurumların bulunduğu toplumlarda büyüme ya da daha iyiye doğru değişim gerçekleşmez. Ödül sahiplerinin araştırmaları bunun nedenini anlamamıza yardımcı oluyor” ifadeleri niçin ülke ekonomisinin yere serildiğini, neden çoklu kriz yaşandığını anlatmaktadır. Etkin bir denetimin olmadığı veya çalışamaz hale getirildiği "halkı sömüren kurumlarla" devam eden görüntü demokrasilerinde facia kaçınılmazdır. Sadece halkın anlaması geciktirilebilir.

Uzmanlığa, kuruma filan gerek yok manasına “Benim alanım ekonomi, ben ekonomistim” diyen neden ödül almadı? Klasik batı kıskançlığı...  Ey Daron Bey... O, “Faiz sebep enflasyon sonuçtur” teorisiyle 86 milyonluk nüfusun geleceğine yön verirken sen kaç kişinin hayatına dokundun? Acemoğlu’nda birazcık etik anlayış varsa derhal o ödülü getirip asıl sahibine teslim etmelidir. Nas orada dururken “Sana bana ne oluyor?” derler adama! Hadi dış mihraklar engel oldu diyelim o teoriye... “Ahdim olsun ki faizler, enflasyon ve cari açık düşecek” de dedi... Gayet bilimseldi. Ekonomide “ahdim olsun” teorisini ilk o denedi. Bu da mı Nobel’lik değildi? Üzülmemek gerek... Tamam Nobel’i alamadı ama Oscar kesin gibi... Türkiye’de çevrilen filmlerin var mı emsali?

Al bir film: Bütün yaşananlardan sonra en ufak bir utanma, şeref ve haysiyet kaygısı olmadan sadece bir firmanın girebileceği ve kazanmasının sağlanacağı bir ihale neden düzenlenir?
tarafından
Her şeyi bilen, kendini çok üstün gören, aslında hiçbir şey bilmeyen, deneyimi ile bir şey de öğrenmeyen, bununla beraber her yaptığı doğru imiş gibi Tanrısal bir kibirle insanlara üsten bakarak topluma yön verme yeteneğindeymiş görüntüsünü çizmek... Cahil kitlelerde "Vay be ne muhteşem bir lider" duygusu uyandırırken her gün her attığı adımla uğradığı korkunç kepazelikleri saklama mühendisliğinde uzmanlaşmak... Bilmediğini de bilmeyen öğrenmek de istemeyen ancak ilginç şekilde -gereken ödemelerde de bulunarak- siyasi onayını devam ettiren... Son derece eksik kaldığı kendi eğitiminde mecburen High/Scope Eğitim Yaklaşımını uygulamak zorunda kalan:

“Nesneleri tanıyabilmek için, kişi onlarla uğraşmalı, onlarda değişiklik yapmalı, yerini değiştirmeli, birleştirmeli, ayırmalı, tekrar birleştirmelidir. Bilgi, kişinin nesnelerle olan ilişkilerinden doğar” – Jean Piaget

Çocuklar için uygun olan bu yöntemi, bazı mevkilerdeki kişilerin zaten biliyor olması gereken bilgileri öğrenme çabasında kullanması akıl almaz bir fatura çıkarabilir.

Dış politikada, eğitimde, ekonomide bir takım bilgilerin doğru bilgi olmadığını, aslında herşeyi kendisinin bildiğini, karşı gelen herkesin de terörist, hain, mankurt, mandacı, aşağılık yaratıklar olduğu hakaretlerini dizmek...  

Jean Piaget'in dediği şekilde ekonomik bilgiye ulaşırken ülkesine en az 10 trilyon dolar düzeyinde zarar vererek halkını on yıllar sürecek korkunç bir fakirliğe savurmak... Halk, fatura kendi önüne konulmadığı sürece liderini alkışlar... Ne zamanki geciktirilen iflas gerçekleşir (=kat kat vergiler, şiddetli pahalılık) gerçekleşir ve satıp seçim rüşveti olarak dağıtılacak hiçbir şey kalmaz o zaman halkın gözü açılmaya başlar.

Demokrasi, öncelikle kamu kaynaklarının çalınmasını ve israfını engelleyecek çok kuvvetli sistemleri hayata geçiremiyorsa kendini ve ülkesini felakete sürükler.

Asırlarca yapılan bilimsel çalışmaların ürünü bilgilerin ve kendi vatandaşlarının parasal varlıklarının üzerine en ufak bir çekinme ve acaba duygusu oluşmadan çarpı işareti atabilen kişinin bu yöntemden de bir şey öğrenemediği açıkça ortada... Sadece sıcak sobaya eli değince meydana gelen refleks kadar bir doğruyu kavrama seviyesi...

Eğitimine katkı olarak, hiçbir zaman üzerine siyasi mühendislikler ve peşkeş rüşveti mühendisliği kadar zaman harcanmayacağı belli olan bir ödev verelim: Ülkende ayda meydana gelen enflasyonun yılda gerçekleştiğini gören zengin ülkeler neden büyük bir panik yaşıyor? Vakit ayırıp düşünürsen herhangi bir şey öğrenme ihtimalin gündeme gelebilir.
tarafından
Gerçekten bir diploması olduğu iddiası ile alanının ekonomi olduğunu söyleyip ekonomiyi yerle bir edenler utanma erdemine sahip mi?

Bir dönem daha sarayda yaşamak uğruna uzaktan bakıldığında düşmanla işbirliği manzarası verecek icraatlar yapılabilir mi?

Artık gençler evlenemiyor. Ev geçindirecek bir ücretle çalışılabilecek bir iş bulamayacağı, bulsa ev kiralayamayacağı için...

Cesaret edip evlenenler bakamayacakları için çocuk yapamıyor. Yapanlar da en fazla bir veya iki çocuk yaptığından ülke nüfusu yakında gerilemeye başlayacak... Yanlış tercihler nesebin kesilmesi ile sonuçlandı.

Beslenme yetersizliğinden çocuklarda zeka geriliği ve bodurlukların başladığı bir ülkede buna sebep olan kişide zerre kadar vicdan varsa aynaya bakabiliyor mudur?
tarafından
Yaşanan korkunç zararlardan sonra -ki sadece bütçe açığı facia seviyesine ulaşıp ülke haysiyetini çökertmesin diye Merkez Bankası hesaplarına saklanmış kur korumalı mevduatın (kkm) epistomelojik kopuşu ile trilyon lirayı aşan zarar yaşanınca- dünyanın diğer bütün ülkelerinde uygulanan ekonomi yönetimine dönülmesine karar verilmişti. Ancak bir çok konuda irrasyonel dönem kuralları geçerli olmaya devam ediyor.

Şimdiki problemin "yerel halk"ın düzelmeye inanmaması olduğu ileri sürülüyor. Yerel halk inansa 180 milyar dolarlık dövizini 70 küsür milyar dolarlık kkm sini bozardı. Yerelin güvenmediğine yabancı hiç güvenmiyor. Zaten gerçeğin yarısı olan palavra enflasyon %68,5 iken neden %50 getiriye razı olunacak ki? Gelecekte %36'ya düşeceği vaad edilyor diye. Hangi vaad tutulmuş şimdiye kadar? Hiçbir vaad.

Benzetme ile anlatmak faydalı olabilir.

Ramazan orucunu tutmayan kişi daha sonradan gününe gün kaza eder.

Ama ramazan orucuna niyet edip de (söz verip de) orucunu mazeretsiz bozarsa, keffaretle birlikte 61 gün oruç tutması gerekir. Yani, yönetimin yaptığı işi düzeltmesi yetmez ki bu bile sağlanmadı daha... Ayrıca bu durumunu -akıllandığını, ahlaksızlığa son vereceğini, artık bir oç gibi davranmayacağını, aldatmayacağını göstermek üzere- oldukça uzun süre bedel ödeyecek şekilde devam ettirmesi gerekir.

Sen, seçimlerde desteğini aldığın halkı bile bile zarara uğratmayacağına dair de karine olarak söz vermiş oluyorsun. Bu söze ihanetin keffareti de az değildir.
tarafından
Bütün bu yaşanan iktisadi facia hakkında pekçok şey söylenebilir. İnsanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir zulümü din referansıyla yaparak kendi milletine hatta kendi seçmenine ihanet edenler bu dünyada hiçbir hesap vermeseler de elbette ahrette saklanacak bir saray bulamayacaklar.

Bu akıl almaz boyutta yenilen kul haklarının sebebi olan işlerde payı olan, yöneten, onaylayan, karşı çıkmayan, makam ve para sevdası uğruna kanunun verdiği yetkiyi kullanmayan, gelecek korkunç fiyaskoyu daha en başta görmesine rağmen sanki sonucunun ne olacağı belirsiz bir girişimde bulunuluyor da "bunun denenmesine imkan vermek lazım" dercesine rol yapanlar, danışmanlar, yalan istatistik üretenler, bakanlar, para otoriteleri, milletvekilleri, yargı mensupları, bürokratlar, sahtekar gazeteciler, halkın parasını adeta üste para alarak kredi halinde kullanan sanayici ve işadamları ve buna imkan verenler...

Kendi adıma, şunu söyleyebilirim: Ömrüm yeter de şahit olursam, tek tek cehennem yolculuklarına çıktıklarında bu kimselerin cenaze namazlarını kılmayacağım, kılmak isteyenleri de uyaracağım...
tarafından

"Enflasyonu tekrar tek haneli rakamlara indirmeyi hedefliyoruz. Son dönemde uyguladığımız tedbirler enflasyonun ateşini düşürmeye başlamıştır."

Türkçesi:

Şartlardan bağımsız olarak faizleri zorla düşürtmek için merkez bankasını kuklalaştırmak enflasyonu azdırdı. Aslında enflasyonun bu şekilde coşacağını anlamayacak kadar yeteneksiz olsaydım burada ne işim vardı, ancak işime böylesi geldi. Ezilenler ezilmeye iştahlı olduktan sonra... Şimdi de rasyonel zeminde yani aklını peynir ekmekle yememiş bir anlayışta tedbirler alıyormuş algısına ihtiyaç olduğundan roller değişti... Kendi ekseni etrafında dönüş asla durmaz, duraklar... Şimdilik burada... Yarın kimbilir nerde?

tarafından
"İkide bir 'fiyat istikrarı, fiyat istikrarı' diyorlar ya biz onu atıp bir kenara koyduk. Şimdi yeni dönem az önce anlattığım gibi aslında dört temelin üzerinde bina edilecek. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat. Bu amaçla harcama disiplini, kamu borç yönetimi, vergi düzenlemeleri, kamu alım ihaleleri, kamu özel iş birlikleri ve kamu iktisadi teşebbüsleri gibi hususları kapsayan yeni politikaları şimdi bu dönemde hayata geçiriyoruz." https://www.bloomberght.com/ekonomi-reform-paketi-aciklandi-2276350

Enflasyon denen fakiri ezen belayı vicdanlı biri bu kadar küçük görebilir mi?

100 liraya satılabilecek bir malı, satıcı 150 hatta 200 liradan satıyor. Fazla rekabet olsa bile 120 liranın altına düşürmüyor. "Neden daha ucuza satmıyorsun?" denilince cevabı: "Ben bunu sattığımda yeni malı rafa kaç liradan koyabileceğimi bilmiyorum. Bu şekilde fazla fiyatla satmazsam bir dahaki sefere maliyetini dahi karşılayamayıp sermayeyi kaybetmiş duruma düşüyorum."

Bir ekonomide bütün mallar ve bütün satıcılar bu durumdayken ortada üzerinde konuşulacak bir ekonomik fikir de model de sözkonusu değildir. enflasyon yağmur, fırtına, deprem gibi kendiliğinden olmaz. Bizzat hükümetlerce yapılır. Elbette birileri enflasyondan kar etmiştir. Ama enflasyon sabit gelirli, ücretli ve maaşlıların ezilmesi için kasdi olarak yapılır.

"Yatırım, istihdam, üretim, ihracat." : Sanki bunları değersiz görebilen, yeryüzünde tek bir ekonomik anlayış varmış gibi... Fakat gelinen noktada ufku kalmayan, gelecek belirsizliğinin bu kadar arttığı bir yerde kim üretim ve ihracat için yatırım yapacak da istihdam artacak... Nitekim parasının değerini kurtarmak için tüketime koşan halkın tetiklediği kadar bir ekonomik canlılığın ötesinde hiçbir şey elde edilemedi. Bu kadar ağır bedelin asla karşılığı olamayacak bir sonuç.

İhracat: Ocak-temmuz 2023 dönemi dış ticaret rakamlarına göre; ihracat geçen yılın aynı dönemine göre %0.7 azalarak 143.3 milyar dolar olurken, ithalat %5 artışla 216.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yedi aylık dış ticaret açığı, %18.1 artarak 62.3 milyar dolardan, 73.6 milyar dolara yükseldi. Yıllık dış ticaret açığı, 120 milyar doları aştı. İhracatçı dövizinin yüzde 40'ını hâlâ Merkez Bankası'na teslim etmek zorunda…

İstihdam: Tekstil sektöründe bir yılda 1 milyon kişiyi aşan istihdam kaybı yaşandı. Tekstilde yaşanan pazar kayıplarından doğan boşluğu aynı ürünü daha ucuza üreten Bangladeş, Vietnam, Mısır, Kamboçya gibi ülkeler doldurdu.

Yatırım: Yatırım malı ithalatı azaldı. Tüketim malı ithalatı arttı.

Üretim: Şirketlere deprem harcamalarını gerekçe göstererek ek vergiler konuldu.

Harcama Disiplini: Bol saray, saltanat, şatafat harcamaları, sarayda günde 24 milyon lira harcama

Kamu Borç Yönetimi: 2018'de bir trilyon lira olan borcun 2023'te 6 trilyona ulaşması... Devleti dövizle ve altınla borçlandırıp sonra da dövizi bilerek patlatmak... Hiçbir işe yaramayan KKM için bankaların ödeyeceği parayı milletin parası ile karşılamak...

Vergi Düzenlemeleri: İğneden ipliğe herşeye ödenemez çapta vergi bindirmek. yeniden değerleme oranını gerçek enf lasyon seviyesinde yaparken ücret artışlarını sahte enflasyon seviyesinde yapmak. KDV, ÖTV, ATV, MTV artırmak, ithalata vergi, ayda 200 liracık harçlık kazanan internet girişimcisi gençlere KDV, defter tutma mecburiyeti getirip iş yapamaz hale düşürmek..

Kamu Alım İhaleleri: Hemen hepsi kapalı kapılar arkasında istenen kişiye verilen işler...

Kamu Özel İş Birlikleri: hazinenin döviz cinsinden gelir garantisi verdiği hiçbir ekonomisi olmayan israf yatırımları...

Kamu İktisadi Teşebbüsleri: Varlık fonunda sürekli zarar ettirilip sermaye takviyesine muhtaç hale getirilen şirketler...

Aslında yapılan, insanlık tarihinde gerçekleşen en korkunç fakirleştirme operasyonuydu:

Merkez Bankasının başına ekmeğini yediği halkı değil koltuğunu korumaya hevesli birini koyup kendi kanununa da uymayıp para biriminin değerini korumaktan vazgeç. Herkesi dövizini bozmaya teşvik edip dövizi ve enflasyonu patlat. Ama döviz bazında fakirleştirme yeterli değil. A) Sorumlulular dövizin sonsuz kadar yükseleceği duygusunu verecek kadar rezaleti seyretsin. Halk "Çin olmak için dövizin artışı serbest bırakıldı" deyip en yüksek kurdan döviz alsın. B) Tam o esnada anlamsız bir mevduat ürünü çok önemliymiş gibi haber etksini abartmak için büyük bir satışla dövizi çökertip daha da fakirleştir. C) Bu dayaktan sonra "KKM" ile veya dövize dönerek kendini kurtarmaya çalışanlara karşı enflasyonun çok altında döviz artışı ile bir kazık daha atılsın. KKM'ye girenlere vadesinde hayali kurlarla ödeme yapılsın ki o para ile piyasadan döviz aldığında parası yetmesin. D) Mevduat faizi de enflasyonun onda veya yirmide biri seviyesinde tutulsun, bir de bu şekilde millet fakirleştirilsin E) Kurtulmak için mevduatla ve dövizle çare bulamayanlar gayrimenkule yönelmeleri sevinçle karşılansın: Çünkü yepyeni ve çok kuvvetli bir fakirleştirme usulü de kendiliğinden ortaya çıkmış oluyordu. Ev ve kira fiyatları öyle bir artışla artsın ki kredi ile ev almak değil ancak kira ödeyebilmek mümkün olsun. Bu da yetmez. Konut fiyatlarının füze gibi artarak halkı daha da büyük bir fakirliğe sürüklemesi için düşük faizli kredi kampanyaları ile alabilen dar bir kesimin talebiyle fiyatlar artsın. Yetmez, sınır kapları açılsın, dünyanın heryerinden gelenler kabul edilsin ki hem ev ve kiralar artan taleple daha da artsın hem de yerlilerin işini gelirini kaybederek daha da fakirleşmesi sağlansın. Otomobilin de yatırım aracına dönüşmesi ihtiyacı olanların alamamasını sağlamak suretiyle fakirleştirme sürecine katkı versin F) Enflasyonun çok kısa sürede ve çok büyük miktarda artışı ile sınırlı bir kesim hariç uyanık davranamayan ve imkanı olmayan geniş halk kitleleri hızlıca çökertilsin. G) Servetleri yok edilen halkın gelirini de yok etmek gerekir: Ücret ve maaş alanların gelirleri gerçeğin dörtte  biri açıklanan bir enflasyonla arttırılsın. Bunun için uygun yönetime ulaşılıncaya dek resmi istatistik kurumunun müdürü defalarca değiştirilsin. H) Hala geliri olanlara karşı her çeşit vergiyi artır. Fiyatını hükümetin kontrol ettiği herşeye zam yaparak daha da fakirleştir. H) Potansiyel Son Fakirleştirme Darbeleri: Enflasyonu düşürmek için ücret artışlarını durdur veya çok sınırla. Dövizde bekleyenleri faizleri hızla artırıp, rezerv satışı ile zarara uğrat. Böylece yerel paraya geçmeye zorla, arkasından süper bir devalüasyonla servetlerini sıfıra indir. I) Seçimler için kaygıya gerek yok. Dini milli söylemler, dış güçler gulyabanisi masalları hep işe yarar. Muhalifleri içeri tık, basını satın al ve sustur. Özgür kalabilen internet medyasına karşı yasa çıkar. Vergi ile boğazlarını sık. Olabildiğince her türlü aracı kullanarak fakirleştirmeye devam et.

Sonuç: Bütün bilenlerin işin varacağı yer olarak defalarca uyarmasına rağmen, hiç sürpriz olmayan korkunç bir fiyaskoyla biten saçmalık ve safsatalar bütünü... Faiz artırılarak bütün tükürükler yalanırken sanki hala herhangi bir ilkesi varmış gibi davranma gayreti... Yiyen, yemek isteyen olduğu müddetçe palavra sıkma kuvveti kullanılacaktır.  Fiyat istikrarını bir kenara bırakmış olan, artık enflasyonu düşüreceğini söylemesi gerektiğine karar veriyor:

https://www.bloomberght.com/cumhurbaskani-erdogan-enflasyonu-tek-haneye-indirecegiz-2336131
tarafından
Yeni ekonomik modelin temel esası, halkın dini milli propaganda ile uyutulurken olabildiğince yoksullaştırılmasıdır. Bu enflasyonla mücadelede kullanılan tek araçtır.

Anlamlı hiçbir kaynak üretilmesi mümkün olmadığı için işletmelerin, arazilerin, konutların ve her türlü varlığın haraç mezat satılması, rant sömürüsü, sonuna kadar alınabilecek bütün borçların alınması bu modelin temel finansmanıdır.

Hem halkın daha da yoksullaştırılması, hem de modelin finansmanına birlikte hizmet eden uygulama ise yabancıya vatandaşlık satılmasıdır. Bir konut satın alan ve askerlik dahi yapmayan kişinin sülalesini vatandaş yapmayı kabul etmek suretiyle yandaş müteahhitlerin ve gayrimenkul zenginlerinin servetlerini daha da katlamasına bir yol bulunmuş olurken döviz arzı az da olsa arttırılmış olur.

Ekonomi yok edilirken halka yapılacak bütün kötülüklerin aynı dönemde yapılması sağlandı.

"İstanbulumuzda 1 milyon 147 bin yurt dışı doğumlu vatandaşlık sahibi insan yaşıyor. Konut satışı karşılığı vatandaşlık verilmesi uygulaması 2017 yılında başlamıştı. Bu tarihte 596 bin yurtdışı doğumlu vatandaş İstanbul'da yaşıyorken 6 yılda bu sayı yaklaşık 2 kat arttı. Yurt dışı doğumlu vatandaşların toplam vatandaşlara oranı yüzde 7,2'ye çıkarken, sığınmacılar ve düzensiz göçmenlerle birlikte İstanbul nüfusunun yaklaşık yüzde 17'si yurtdışı doğumlular veya yabancılardan oluşuyor. Ortaya çıkan bu tablo konut piyasasındaki dengesizliği de arttırıyor. Bugün yabancı nüfusunda yaşanan artış hem talebi arttırıyor hem de konut ve kira bedellerini yükseltiyor. Konut karşılığı vatandaşlık uygulamasına bu açıdan da bakmak lazım." Dr. Buğra Gökçe

"Biz göndermeyeceğiz... Ensarın ne olduğunu çok iyi biliriz..."

Neden sarayında beslemiyorsun o zaman? Kaldı ki dünyanın onlarca ülkesinde aynı anda zulümler başladı da sen yardım mı ediyorsun? Hiç de öyle bir durum yok. Muhacire destek maskesi altında yandaş besleme modelinin bitirip tükettiği dövizleri takviye için vatandaşlık satışı... Halkının korkunç bir barınma krizi yaşadığını, ev sahibi - kiracının boğaz boğaza geldiğini umursamayıp hayal aleminde yaşa... İşine gelen palavra sallanır. Yiyorsa Çine dayılan Uygurlar için... Güya islami kavramları kullanıp halkın din uğruna acıya rıza göstermelerini istemek... Gerçekte sadece ümmeti olabildiğince aç, yoksul ve barınaksız bırakmak hedeflenmiyor, aynı zamanda en temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşen Z kuşağının da dinden soğuması ve hatta nefret etmesi garanti ediliyor.

Halkın gelirinin olabildiğince azaltılması için istatistik kurumu (yargı kararına rağmen bu rakamları nereden bulduğunu açıklamayacak kadar babasının çiftliğinde gezer gibi cesaret ve güven duygusuna sahip olarak) çok önemli bir görev üstleniyor bu modelde... Gerçek enflasyonun üçte biri açıklanarak ve bu rakamlara göre maaş ve ücret ayarlamasını bol bol artış yapıldı diye davul zunayla kutlatan borazan medya da diğer çok önemli bir erkete...

Saray şatafatından, yüzlerce araçlık debdebeden, millet bahçesi ile müteahhit beslemekten vazgeçilmemeli... (İsraf ve Şatafat: Kişibaşı milli geliri 40 bin doların üzerinde olan Finlandiyanın başbakanı THYnin tarifeli uçağında ekonomi sınıfında gelirken, 1 saat mesafedeki Kıbrıs'a yedi uçakla gidersen ülkedeki dul ve yetimlere hiç utanmadan "bütçe imkanlarımız ancak bu kadar" deyip aylık sadece 170 dolar kadar para verebilirsin. Yandaş zengini daha da semirtme: Kar ve müşteri rekoru kıran yandaşın devlete borcu 25 yıl ertelersen fakire verecek param yok diyebilirsin. https://www.ntv.com.tr/ekonomi/istanbul-havalimaninda-tum-zamanlarin-rekoru,0qiTf6deK0mBxex8-CsSHA https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/istanbul-havalimani-liderligi-birakmiyor-42319539 https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/resmen-kabul-ettiler-iganin-1-1-milyar-euroluk-kirasi-25-yil-ertelendi-7312936/ ) Açlık seviyesi olan 12 bin liranın altında 7500 lira maaş alan emeklilerin, açlık seviyesinin üçte biri seviyesinde 4 bin liralarda maaş alan dul ve yetimlerin sesi duyulmamalı... Halk ekmek büfelerindeki kuyruklar saklanmalı... Zengini sev fakiri ez ilkesi...

Modelin tek dayandığı ayak olan kur korumalı mevduatın -en başından beri finans uzmanların ve tarihçilerin uyardığı şekilde - korkunç maliyetleri ortaya çıkınca, bankaların, siyasi patronajın fırıldaklığı seviyesinde bir tavır değişikliğine zorlanarak bütün güçleri ile KKM'ye teşvik ettikleri vatandaşı bundan caydırmaya çalışmaları isteniyor. Vergileri acımasızca artırma sonucuna ulaştıran modelin gerçekleşen iflası ülkeyi IMF kapısında diz çöktürecektir.

Yasama, yargı, denetim ve basının olmadığı bir çiftliğin huzurunda dilediğini yap... Merkez bankası başkanı laf dinlemezse, istatistik kurumu enflasyonu yüksek açıklarsa hemen değiştir... Geceki ruh haline göre gece yarısı kararname çıkar, yarınki ruh haline göre iki dudağın arasından çıkan buyruğa göre kararlar al... Halkı fakirleştiren ekonomi politikaları ile sadece yabancı değil yerli yatırımcıların da kaçarak terk ettiği bir dünya...

Demokrasinin temeli verginin hesabının sorulmasıdır. Bu yoksa demokrasi yoktur.
tarafından
Medya hipnozu ve istatistik sahtekarlığı ile emek sömürüsü, sınırsız yalancılık, arsa hırsızlığı, haraç mezat varlık satışı, kamu kaynaklarının yağması ve peşkeş komisyonculuğu, enflasyon soygunu ile halkı çaresiz bırakma, acımasız vergicilik, zenginleri korurken fakiri ezdikçe ezme, dünyanın heryerinden gelecek mafyatik paraları kullanma ahlaksızlığı, kuklalaştırılmış bürokrasi, yargı ve muhalefet, para için haçlılara kapı bekçiliği, darbeci testereci katil bedevilere diz çökme, katliamcı doğalgaz satıcısına borcunu erteleme için yalvarma, itibarlı bir devlet ciddiyeti yerine keyfilik, kuralsızlık, karacahil ve ahmak danışman sürüsü ile burnun necasetten uzaklaşamaması...
tarafından
2021'de "nas var, sana bana ne oluyor?" denerek bir yola girildiğinde dolar o dönem için inanılmaz pahalı görünen 8 liralarda, faiz ve enflasyon ise %20deydi. Tek hükmedebildikleri merkezin faiziydi, bankların faizinin alıcısı satıcısı vardı kontrol edilemezdi. Katma değer, döviz, tasarruf üretemeyen ülkenin şark kurnazı yöneticileri ekonomiye gaz vermek için para basınca enflasyon olur.

Aradan bu kadar zaman geçti Artık elimizde 27 lira üstünde bir dolar,  artık %20 olan bir enflasyon değil resmen %40 fiilen üç basamaklı bir enflasyon var ve tekrar %20 ve üzeri faize doğru gidiliyor. Ağa - maraba hikayesindeki durum... 2016 sonrası doları 15 kat artırıp, cari açık, bütçe açığı ve borç stokunu kat kat neden arttırdınız öyleyse? Kara cahilin staj maliyeti mi, seçim kazanmanın bedeli mi? borçları 500 milyar dolara çıkarıp üzerine 200 daha ilave etmeyi hedeflemek ne? milletin bu kadar varlıklarını bedevilerin önüne yata yata, teşekkür ede ede, fistanlarını yalaya yalaya neden verdiniz? Neden bu korkunç hayat pahalılığına neden oldunuz? Gerçek hukuk olsa ömür boyu hapislerde sürünmeye sebep olacak korkunç bir vatana ihanet  suçu...

Bu durumun temel sebeplerinden biri kapasitesi, niteliksiz, liyakati, kalibresi olmayan kuklalarla sürdürülen bir yönetim... Bakanın ömrü bir kaç ayken, temel kavramları, aktörleri, mevzuatı öğrenemeden  biri gidip diğeri gelirken elifi görse mertek sanan kara cahil sürüsü... Ayrıca kuklalığı sonuna kadar benimsemiş haysiyet kavramını sorun etmeyen kişilerden olmalı ki kameralar önünde istiskal edilen bir sağlık bakanı, doğru imza at diye aşağılanan bir başkası...

Hibrit model: keyfilik, keyfe kederlik, belirsizlik, akşamdan sabaha fırıldak gibi dönmek...

Ortada bir program var mı? Bu programın aletleri, enstrumanları, hedefleri, kaynakları, politikaları, garantisi nelerdir? Elde bir program olmadığı gibi bir programı uygulayacak bir niyet ve yapılan yanlışlardan dönme iradesi de yok.

Yerel seçimler sonrası ücretlerin dondurulduğu, servet vergilerinin yoğunlaştığı bir dönem geliyor.

Para bas enflasyon patlar, faizleri indirip kontrolden çıkar... insanlar altın, konut, otomobile yöneldi. İnsanların tasarruflarına ve alın terine inanılmaz bir darbe vuruldu ve dahası gelecek...

kirayı, fiyatları kanunla sınırlandırabileceğini  sanan bir kafa.. Ekonominin kendine ait yasalarını dikkate almadan istediği sonuca ulaşacağını sanan bir kafa... Enflasyonu %20 den %100lere çıkardı anlamadı, kuru 8 liradan 27 liraya çıkardı anlamadı, bütçeyi , dış ticareti darmadağın etti anlamadı, 1 trilyon liralık borcu çok kısa bir sürede 5 katına çıkardı anlamadı. karşılığı kalmamış vahşi bir orta çağ odun kafasıyla, mankafasıyla..

bütün modelini konuta dayandırdın.. insanları konuta canhıraş yönlendirip bununla ülke kalkındıracağını zannettin. şimdi de konut kıtlığı, barınma krizi çıktı. şimdi kendi yaptığım bu modelin sonuçlarını üstlenmiyorum. yasayla sınırlayacağım diyorsun.
...